Çetin Özbey
Çetin Özbey

Yarına Hazırlanmak Gerek

Hani bir takım insanlar vardır. Tüm gün çalışırlar. Baygın düşmeye beş kala yatıp, o gün yaşam yükünün kendilerini nasıl ezdiğini düşünürler. Bu düşünce ile uyuyamazlar ve sabah yorgun, argın kalkarlar yataktan. Ve de yeni günün yükünü taşıyamayacak kadar yorgundurlar. Çalışma hayatımızda bu tür anlatımları çok dinlemiş ve belki de dile getirmişizdir.  
Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol. Ancak sırtına aldığın yükle onu taşıyacağın mesafeyi aşabilirsen, ücret o zaman bahis konusu oluyor. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği. Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını.
Nitekim kısa bir süre sonra "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim! " dedi. Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim." Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.
O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında..."Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım. Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye tekrar sordu, aksi aksi başımı salladım.
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara karasinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım. Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; " Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım" diye başladı anlatmaya.
Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var. Bunun için hamallık yapmıyor muyuz?
Eğer yazımı okuyorsanız son satıra gelince işi-gücü bırakın ve 10-15 saniye düşünün; bu günün yaşanmışlarını düşünüp onların altında ezilmeyin. Yarına bakın, yarına hazırlanın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR