Çetin Özbey
Çetin Özbey

Birbirimizi Yıpratmaya Fazlası İle Meraklıyız

Kendimizle ilgili veya savunduğumuz görüşe karşıt fikir üretenlerden hiç ama hiç hoşlanmadığımız açık. Her gün gazetelerde bu çirkinliğin birçok örneğini görüyoruz..
"Ben tenkide açığım, yeter ki yapıcı olsun" türü sözler ise toptan hikâye. İnsanoğlu tenkit edilmeye dayanıklı değil. Tenkide, karşıt görüşe maruz kalınca kişinin koruyucu kalkanları otomatikman açılıyor. Önce kişisel savunma, sonra karşı saldırı. Hepimizde demeyeyim ama birçoğumuz da bu huy var maalesef.
Biz insanlar birbirimizi yıpratmaya bayılıyoruz.
Evet, sağa sola, ona buna  kızıyoruz ama biz de zaman zaman aynı şeyi başkalarına yönelik olarak yapıyoruz.. Hatta bazen de başkalarının bu konudaki kurgularına figüran oluyoruz, Ama isteyerek. Ama istemeden. İlgili olsun veya olmasın (x) şahıs hakkındaki menfi görüşümüzü gerine gerine söylüyoruz o an yakınımızda bulunana. Üstelik yanımızdaki insanın kim olduğunu düşünmeden. Neyi, kime nasıl nakledeceğini de bilmeden. Bana göre insanoğlunun en kötü tarafından biri işte bu.  
Gerek ülkede ve gerekse işyerimizde dedikodularla, aptal espiyonlarla karar veriyor ve de yargılıyoruz birbirimizi. Kendimiz için ne sağlıyoruz bunu yaparken anlaşılabilir değil.
Karar verme mekanizmasının başındaysanız veya başındakine yakınsanız, haber taşıyanlar sizi kötüye ve yanlışa ikna etmek konusunda daha maharetli oluyorlar nedense. Ve de bunu sağlayabilmek için inanılmaz büyük gayret sarf ediyorlar. Yaratıcılıkları da cabası. Bu hareketin prim yaptığını görünce, anlatacak, espiyon edecek bir şey bulamaz ise, primden yoksun kalmamak için uyduranlara bile rastlamışızdır yaşamımızda. En tehlikelisi de bu durum. Allahtan bu denli profesyonel olanlarımız çok fazla değil.
Bu zihniyet yanlışlıkla birini methederse, araştırın. Şöyle veya böyle mutlak bir yakınlık vardır aralarında. Kendi yakınlığı yoksa bile yetkili ve etkili birinin yakınıdır hakkında müspet konuşulan.
İşte; yaşamın düzeni bu denli kötü ve de acımasız. Biz İnsanlar da bu kötü düzene uyma yarışındayız nedense..
Dale Carnegie "Tanrı'nın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken... Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz." diyor.
Evet; unutmamamız gereken; yüce tanrının bizlerle ilgili hükmünü, ömrümüz sona erince verdiğidir.
Bu konuda daha ileri adım atmak belli ki, günah. Günah işlemekten korkuyorsak frene basmayı becerebiliriz belki.
Ve de artık bu konuda günaha girmemeyi hedefleyebilir, kendimizi, beynimizi ve ağzımızı daha sıkı bir iç denetime tabi tutabiliriz.
Kim bilir; bakarsınız, daha rahat ve daha huzurlu oluruz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR