Çetin Özbey
Çetin Özbey

"Hafıza-ı Beşer nisyan ile maluldür"

Nisan ayının bir günü Hürriyet Gazetesinde Sn. Cem Kozlu'nun "Bulutların Üzerine Tırmanırken THY "isimli kitabının yayınlandığını okudum. İnanılmaz meraklandım. Acaba bu kitabı benim THY yaşamımda tanıdığım en iyi yönetici olan halen sevdiğim, daha önemlisi saydığım Cem Kozlu (1)'mi yazmıştı, yoksa tanımadığım, bir türlü tanıyamadığım Cem Kozlu (2)'mi kaleme almıştı.  
Sayfaları merakla yuttum.
Kozlu (1) 1988 ila Ekim 1991 yılına kadar Genel Müdürlük yapmıştı THY'de. Kitabında da bahsettiği Amerika seyahatinden önce Komili'ye Genel Müdür V. Müsteşar Yardımcısı Sn. Dinçer'in talimatı ile uçak biletini götürmüştüm. Orada tanıştık. Kısa bir sohbetimiz oldu.  Genel Müdürlüğe atanması bana sürpriz olmadı. Zira bilet götürme konusunda görevlendirilirken atamanın kapalı devre sinyalini almıştım.
Zaman içerisinde Genel Müdürü, daha iyi tanıdık hepimiz. Açık bir insandı. Herkese fikir soruyordu. Hepimize her konuda fikir jimnastiği yaptırmayı seviyordu. Çalıştırmayı biliyordu. Alışık olmadığımız bir tarzı vardı. Kısa sürede benimsemiştik.
İnsanlar lider doğar derler, ben buna inanmıyorum. Belirli olaylar insanları lider yapar yaklaşımı bana hep daha doğru gelirdi. Bunu Cem Kozlu (1)'in THY yaşamında gördüm. Kitap da anlatılan olaylar ve daha çokları yaşandı. Kişisel olarak zor anlaşıyordum ama sonuçta iyi bir Genel Müdürümüz / Yönetim Kurulu Başkanımız vardı. Kendisine güveniyorduk. Bu arada Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri beklenildiği gibi bitmedi ve Türk Hava Yolları bir greve sürüklendi. Ben Cem Kozlu (1)'in bizden biri olduğunu, otuz senelik THY'li gibi davrandığını, bizimle üzüldüğünü, arkadaşlarımız için dertlendiğini gördüm ve yaşadım. Benim tanıdığım Cem Kozlu (1) buydu. Cem bey artık Genel Müdür değil, liderdi. Zaman  çabuk akıp geçti. Bana göre yanlış ama kendi açısından zorunlu olan bir karar verdi ve politikaya atıldı. Ayrılışında kendisine Beyti Restoranda bir yemek verdik. Eşim o yemekte Cem Kozlu (1)'in kendisine yemekteki THY'lileri gösterip bu grupta en zor eşiniz ile anlaştım. Kaç kez ipi kopartacak duruma geldim ama onun THY sevgisini ve bağlılığını takdir etmemek mümkün değildi. Tam iyi anlaşacaktık ki, ben ayrılıyorum dediğini söyler. Ayrılmasına çok üzüldüğümü söylemeliyim. Cem Kozlu(1)'e halen toz kondurtmam. Bunu yakından bilen ve hayatta olan arkadaşlarımız ve ağabeylerimiz var.
Zaman çabuk aktı. Cem Kozlu(1) Türk Hava Yollarından istemeden ayrıldı ve politikaya atıldı. Politikacı oldu. Şu veya bu nedenle bir süre sonra kendisi politikadan ayrıldı. O Politikadan ayrılmasına ayrıldı ama acaba politika onu bıraktı mı? Bırakmamış olduğunu Cem Kozlu(2)'yi görünce anladım.
1995 yılında ikram Başkanlığından emekli oldum. Genel Müdür V. Yusuf Bolayırlı verilen kokteyl' de "Çetin'in emekli olabilmesi, kovulmadan bu süreci tamamlayabilmesi beni şaşırtıyor" mealinde bir konuşma yaptı. Sonunda da beni THY'den dışlamak da kendilerine nasip oldu seneler sonra.
Bir süre sonra Cem Kozlu tekrar döndü yuvaya. Çok sevinmiştim. Kendisine bir mektup yazıp sevincimi ifade etmiş ve de emekli olduğum zaman kendime yaptırdığım altın rozetimi daha büyük gururla taşıyacağımı vb. söylemiştim. O ara Çelebi'de çalışıyordum. Kendisinden THY'ye geri dönme teklifi aldım. Cem bey isteğini iletmekle bir ağabeyimizi görevlendirmişti. Çetin "gönül adamı, ekip adamıdır" geri dönsün sözü heyecanlandırmış hatta onurlandırmıştı. Temsilen gelen ağabeyimize Türk Hava Yollarına dönemeyeceğimi söylediğim günün gecesi üzüntüden sabaha kadar uyuyamadığımı hatırlıyorum.
1998 yılında ise kendim Genel Müdür Yusuf Bolayırlı'ya müracaat ederek THY'ye dönmek istediğimi söyledim. Ve döndüm. Cem Kozlu (2) beyin kabulümü, Yusuf beyin olurumu net olarak bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bir süre sonra bu kabulü göstermiş olmaktan ikisinin de pişman olduğudur. Sonuçtan ben mutlu mu oldum? Tabii ki hayır. Sevdiğim insanlarla karşı karşıya geldim.
Şu oldu bu oldu, her şey geçti. Geçmişle yaşayamayacağımıza göre bunlara geri dönmemin hiç gereği yoktu. İnanınız ki unutmuştum bile. Daha on beş gün içerisinde bu konuyu açan bir pilot dostuma "Ne yapacaklardı ki, Yer Hizmeti ruhsatı alımı ile ilgili Cem beyin ve Yusuf beyin üstleri ile  arasını açtım sayılır, beni uzaklaştırmayıp kendilerimi gidecekti? İsteyerek yaptıklarına da inanmıyorum" demiştim.
Evet, bunlara dönmenin gereği hiç yoktu. Ta ki, Cem Kozlu(2)'nin bana (isim vermeden de olsa)  bir anlamda "yanardöner" dediğini kitabında okuyana kadar.
Bu arada benimle ilgili güzel ifadeler de yer alıyor kitabın bir bölümünde. Bunun için teşekkür ediyorum Sn. Cem Kozlu(2)'ye. Güzel anılarım var. Sendikamız ile yapılan toplantıda iki parmağı ile daire yaparak konuşmaların teybe alınmasını istemesini, çay söyleyelim şeklinde anlamamı halen anımsar ve bende yeri geldikçe anlatırım.
THY'de Genel Müdür Danışmanı olarak göreve başladım. O gün THY Genel Müdürlüğünde neredeyse kimse yoktu üst yönetimden. Öğle saatlerinde Galleria'ya gittim. Orada rastladığım ticari ünite mensubu bir kardeşimiz "Herkes Ankara da, Başbakanlık konutunda Swissair ile bir anlaşma imzalanıyor bu gün, ama gizli." dedi. Neden gizlendiğini anlamadım ama ertesi gün gazetelerde boy boy yer aldı gizli haber. Swissair ile Başbakanlık konutunda anlaşma imzalamıştık.
Kozlu(2)'nin kitabın teşekkür bölümünde zikrettiği THY'nin eski üst yöneticileri (üçü hariç) zafer kazanan kumandan edası ile iftiharla anlatıyorlardı olanı biteni. Tabii ki sevindik. Bir hafta sonu Tanıtma ve Halkla İlişkiler Başkanı Faik Akın, ailevi bir nedenden ötürü hafta sonu Londra'ya gitmesinin gerektiğini, ancak imzalanan Swissair anlaşması ile ilgili olarak iç kamuoyunu bilgilendirmek için bir şeyler hazırlanması gerektiğini söyleyerek benden yardım istedi. Slogan tespiti konusunda Genel Müdür Yardımcısı bir ağabeyimizden aldığım destekle  "Gururluyuz, Bunu da Başardık" sözünü afişledik. Gazete haberlerini fon yapıp üzerine bu ibareyi yazdık. Cumartesi ve Pazar günü çalıştık ve de Pazartesi sabahı şirketin her yerine bu afişi astık. Pazartesi günü Türk Hava Yollarına gelen bir zat (Bir bakan veya Ordu Komutanı seviyesinde bir askerdi galiba) asansördeki afişi görünce çok beğenmişti. Evet; bize anlatılanlar, yapılan anlaşmadan gurur duymamızı gerektiriyordu. Ben de Faik arkadaşımın ricasını yapmam gerektiği şekilde yapmıştım.
İkram Başkanı Kaya Erim sağlık nedeni ile emekliliğini istemişti. Bir ay sonra ayrılacaktı. Genel Müdür Yusuf Bey bana İkramla ilgili görevler veriyor ve adeta bu görev için hazırlık yaptırıyordu. O görevdeyken emekli olduğum için yadırgamadan çalışıyordum. Bir, iki ay içinde Genel Müdür Yer İşletme Yardımcılığına atandığım söylendi vs.
Cem Kozlu (2)'nin kitabındaki  "Gururluyuz, Bunu da Başardık" diyen insan Qualiflyer ittifakının en karşısında olan kişi oldu ve THY içindeki muhalefete sözcülük etti "ifadesinin afiş kısmı ile ilgili cevabı yukarıda. Doğrudur. Yaptım. Bu gün olsa, inanın yine yaparım. Tabii ki aksini görene kadar. Ve de Qualiflyer konusunda ise aksini Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandıktan sonra gördüm.
Şimdi gelelim muhalefet sözcülüğüne. Muhalefet ederek Türk Hava Yolları için yanlış bir şey mi yaptık? Sonucu itibarı ile iyi biten bir şeye sırf muhalefet olsun diye mi karşı çıktık.
Öncelikle; Türk Hava Yolları'nın bu ittifaktan ayrılmasında bir nebze olsun katkım varsa, çok şey borçlu olduğuma inandığım canım şirketime olan borcumun bir bölümünü ödemiş sayarım kendimi. Ve de bununla iftihar ederim.
Eğer bu ittifak devam etseydi, Sabena gibi olmamız kaçınılmazdı. Her ne kadar Sabena battıktan sonra, mimari takımın öncüsü THY Qualiflyer'dan ayrılmasaydı (....) milyar dolar alırdık gibi sözler söyledilerse de bu güne kadar kimin ne aldığı ortada. Bu ittifaka girmemizin amacı batan şirketin alacaklılar listesine THY'yi de kaydettirmek (?) değildi herhalde.
Cem Kozlu (2) döneminde bu ittifaka açık olarak karşı çıkanları saysanız bir elin parmakları kadar ya vardır, ya da yoktur.
Ankara'da bir Yönetim Kurulu toplantısı vardı. Rahmetli Atayar Aygün "Maç oynanırken futbol sahasına girip sahada koşarken bayrak açan" lara benzetmişti beni. Toplantıda Qualiflyer konusunda sunum yapmam için Yusuf Bey, Cem beyden, Cem bey ise Yusuf beyden izin aldığımı düşünüp refüze etmemişler ve Yönetim Kurulu dinlemişti beni. Kurgu da böyleydi zaten ve saygı ve rahmetle ile andığım Atayar Aygün'ün deyimi ile yapılan "korsan gösteri" sonuca ulaşmıştı.
Toplantıda Yönetim Kuruluna neye neden karşı olduğumu (zu)  anlatmıştım. Hatta Sn. Kozlu (2)'dan ittifakın iki baş mimarlarını da toplantıya almaları hususunda, onların aleyhinde konuşacağımı söyleyerek ricacı olmuştum.
Cem Kozlu (2) Projeye karşı çıkılmasının nedenini" Dış Büro Müdür sayısında yapılacak azalma" şeklinde belirtiyor sayfanın devamında.
Çok kısa bir özet, o dönemde neye, niçin karşı olduğumuzun satırbaşları.
1. İç Kamuoyu bilgilendirilmeli ve uygulama kişisellikten çıkartılarak Türk Hava Yollarının bir uygulaması haline getirilmelidir.
2. Swissair tüm grup üyelerinin hisselerinin bir bölümünün sahibi. Bu konumda Türk Hava Yolları grubun hangi kararında mevcut oy hakkı ile etkin olur?
3. Qualiflyer'da Organizasyonel ağırlıklı çalışmalara öncelik veriliyor. Bu işbirliği bağlayıcı ve çok iç içe girmeyi amaçlayan bir sistem. Her işbirliğinin bir doyum noktası var. Böylesine geri dönülmez bir işbirliğinin denemesi bu güne dek yapılmamış. Türk Hava Yolları bir gün sistemden çıkıp geri dönmek isterse nasıl dönecek? Qualiflyer ile ilgili yapılanma yeniden gözden geçirilmeli ve bağımsız şirketler kurularak organizasyonel bağımlılık yaratılması kabul edilmemelidir.
4. Full entegrasyondan her konuda kaçınmalı, hatta bu oluşum Qualiflyer grubu kararı veya dayatması ise sistem hemen terk edilmeli.
Bu 34 sayfalık sunumdan sonra, bir Yönetim Kurulu üyemiz "bize bu işbirliğini başka bir açıdan gösterdiniz teşekkür ederiz" demişti. Kendisine siz bunları düşünmemiş miydiniz diyememiştim tabii ki. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Benim THY'den atılıp atılmamam konuşuldu aynı Yönetim Kurulu toplantısında. Eminim ki Sn Cem Kozlu (1)'in etkisinde kalan Cem Kozlu (2) yine de beni korumuştur. Buna samimiyetle inanıyorum.
Cem Kozlu (2) kitabında ittifak konusunda değişik senaryoları değerlendirdik ve her türlü araştırmayı yaptık diyor ve de SH&E'ye konuyu incelettirdiklerini ifade ediyor.
İncelemenin yapıldığı tamamı ile doğrudur. Bizden saklanan (muhalefete yalnız bir sayfası verilmişti) raporu bir şekilde elde etmiştim.
Ancak; bu araştırma THY'nin bu ittifaka girişinden önce, daha iyi bir değerlendirme yapmasını sağlamak amacı ile yapılmadı.  
SH& E raporu  20 Mart 2000 tarihini taşıyor. Yani binanın çatırdamaya başladığı, başka bir deyimle THY yönetiminin kulakları dibinde çalan tehlike çanlarını ancak duymaya başladığı dönemde. Muhaliflerin sesi ise bir yerlerden duyulmuştu. Yanılmıyorsam o ara basında bir iki yazı ile destek vermişti muhalefet cephesine. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporunda bu konuya değinmişti. Raporda oluşumu destekler bir hava olmadığı gibi, konunun yeniden değerlendirilmesi vb.. istekler yer alıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Özelleştirme Dairesi Başkanının aynı zamanda Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu üyesi olmasına ve de Türk Hava Yolları ÖIB'be bağlı olmasına rağmen, ÖİB'nın alt yapısından konuya ilişkin olarak gelen büyük tepki THY'na 16 veya 20 suali havi bir açıklama talebi ile gelmişti. Ortalık karışmış ve kararmıştı ki, kimin aklına geldi ise SH&E'ye bu araştırmayı yaptırmayı düşündü birileri. Esasen bu parlak ve riskli fikir işi iyice çıkmaza sokmuştu. İş başlamış, anlaşmalar imzalanmış, yol alınmış ve biz bu "Alliance" bize uygun mu diye araştırma yaptırıyoruz. 56 sayfalık bu raporda Qualiflyer THY için uygun ittifak olarak görülmüyordu. Keşke SH& E analizi THY bu ittifaka girmeden önce yaptırılmış olsaydı.
THY'nin bu ittifaktaki faaliyetini donduruşu ile ne zaman ayrıldığını hangi tarihte borsaya (Bknz İMKB.gov.tr-şirket haberleri) bildirdiğine bakınız. Sonra da SH&E raporunun üzerinde yazan düzenlenme  tarihini düşünün (20 Mart 2000). Karar sizin.
THY açlık hissini bir türlü bastıramayan, Swissair'in patronajını yaptığı bu ittifaktan ayrıldı. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu kararı ile girilen Qualiflyer Ground Service şirketinden bir sene sonra aynı Yönetim Kurulunun kararı ile ayrılındı. Neden kurduk, bir sene sonra neden  aynı insanların kararı ile ayrıldık. Bunu da çözebilirseniz siz çözün.
Şayet Cem Kozlu Qualiflyer ile ilgili olarak o dönemde kitabında yazdıkları fikirde olsalar ve lütfedip bunu bize söyleselerdi inanınız ki olaylar böyle gelişmez ve bize atfedilen iç muhalefet kesinlikle oluşmazdı.
Bölgesel Hava Yolu kurduk, (kitabın bu ve diğer bölümlerinde adım geçmiyor veya atıf yapılmıyor, bu nedenle diğer konulara değinmiyorum) Yer hizmetleri ruhsatı aldık, bir şeyler daha oldu ve muhalefet zorunlu olarak sürdü. Netice olarak ben kaybettiğim Cem Kozlu (1)'i inatla ararken THY'deki görevimden affedildim.
Evet, Türk Hava Yollarında görev yapan herkesin kuruma mutlak bir katkısı olmuştur. Cem Kozlu (1)'in katkılarını şükranla anar ve toz kondurtmam. Takip eden dönemde görev yapan üstlerim de bunu teyit edeceklerdir. Sn. Erman Yerdelen beyin beni toplantılara Kozlu döneminin temsilcisi diye çağırdığını halen hatırlar zaman zaman gülümserim kendi kendime.
Kozlu (2)'nin iyi tarafı yok muydu peki? Tabii ki vardı. Hem de çok. Kendi ifadeleri ile doğruladıkları üzere emrinde çalışanların önderliğini yaptığı bir oluşuma muhalefetlerine karşı elindeki yetkiyi uzun süre kullanmadı. Devlet Kuruluşunda bir Yönetim Kurulu Başkanının bir iki muhalifi silip atması zor bir iş değil. Yapmadı (?)
Geçenlerde bir havayolunda çalışan dostuma sitayişle bahsetmiştim. 2002'nin Mart ayının 3'ncü haftasının son iş gününde Genel Müdür Yusuf Bolayırlı Bey Türk Hava Yollarından ayrılmamın öngörüldüğünü bana söylemişlerdi. Ancak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının onayı gerekiyordu ki, bu işlem bir hafta kadar sürüyordu. Pazartesi günü yine her zamanki gibi işe geldim. Dikkatimi çeken husus ise Genel Müdür Yusuf Bolayırlı Bey için hayatın varlığıma rağmen aynen devam etmesiydi. Büyük ve münakaşalı bir ihale vardı. Onunla ilgili sözleşme çalışmalarını da sürdürüyorduk bu arada. Birazda sıkıştırıp acele ettik, hafta ortası bitirdik ve Genel Müdüre onaya gönderdik. Bir iki saat içerisinde onaylanmış ve masama gelmişti sözleşme. O bir hafta zarfında sulh içinde bir Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı gibi görev yaptık. Oysaki ben kovulmuştum, ancak güven devam ediyordu. 48 saat sonra ÖİB'lığının onayı geldi ve Türk Hava Yollarından bir daha dönmemek üzere ayrıldım. Hep düşündüm, demek ki Cem Kozlu (2) Yusuf beye Çetin Özbey'i yarından itibaren izinli sayın, burada görmeyeyim dememişti ki THY'de bunlar da yaşandı. Yusuf Bolayırlı Bey de böyle bir uygulama düşünmemişti. Kötü olaylarda bile güzel unsurlar bulabilmek mümkün. Yeter ki yaşanmışa hangi pencereden bakacağımızı bilelim.
Bu arada haddim olmayarak Cem Kozlu(2) için çok üzüldüğüm bir konuyu da ifade etmek istiyorum. Qualiflyer'ın mimarları, baştan beri konunun en ince detayına vakıf, gizli olan her şeyi bilen ve ittifakın her noktada savunusu olan kimselerdi. Benimle konuya ilişkin münakaşa, tartışma ve (çoğu tarafımca yapılmış) yazışmalarının hesabı yoktu. Bu arkadaşlarımız Cem Kozlu (2)'nin en güvendiği insanlardı. Bizler ise muhalif kanadın mensuplarıydık. İttifakın son döneminde Genel Müdür altındaki Yardımcı seviyesindeki yönetim Qualiflyer' karşı olanlar, olmayanlar şeklinde ayrılmıştı ikiye. Karikatürünü çizdirip çerçeveletip dağıttığımı hatırlıyorum üst seviyedeki yöneticilere. Olan oldu Qualiflyer'dan çıktık. Swissair çöktü. Bu mimarlardan biri, belki de en önden gidenlerden biri konuşma esnasında "Bu işe baştan beri inanmadığını" söyledi. Allahtan yalnız değildim. Donduk kaldık. O an herhalde Cem Kozlu (1) ile (2)'yi karıştırdım. Hangisi için bilmiyorum ama hayli üzüldüm. Konuya açık olarak muhalefet ettiğim için ise kendimle iftihar ettim. Evet Cem Kolu(1)'i seviyor ve sayıyordum, ama Türk Hava Yollarına bağlılığım bu duygulara galebe çalmıştı.
THY'den kopartıldıktan sonra, bir iş değiştirdim. Bu gün Çelebi'de çalışıyorum. Ve yine THY'de olduğu gibi en üst seviyede mensubiyet duygusu hissediyorum.  
THY öncesi Çetin Özbey'i kim tanırdı ki? Hiç kimse.
THY popüler bir kuruluş ve de üst seviyelerde çalışanını da popüler yaparak kendisine verilen hizmetin karşılığını fazlası ile ödüyor.
Ve ben THY'ye  bana sağladığı bu popülarite için de teşekkür ediyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR