Çetin Özbey
Çetin Özbey

Evet Mi? Hayır Mı?

Hatırlar mısınız? Kamuran Akkor söylerdi senelerce önce.
Evet mi hayır mı?
Söyle bana nedir senin cevabın
Beklemek istemem.
Ne olacak bilinmez ki yarın.
Evet bir dönem yaşadık. Sonucu hoşumuza gider veya gitmez. Türkçesi oyumuz evet ise, netice mükemmel. Hayır, ise tabii ki güzel değil.
Gölge düştü mü? Düşmedi mi? Şimdi en çok tartışılan bu. Tartışalım, sağlığa bir ziyanı yok. Birbirimizi kırıyoruz tartışırken. Onun da zararı yok. Politika böyle bir şeymiş. Propaganda dönemine sünger çekelim. Birbirimize haddini aşan sözler ettik. Şimdi barış zamanı deriz ve özür dilemiş oluruz bir anlamda. İçimizden isteyen kabul eder, istemeyen etmez deriz. Ama kamuoyunun bir bölümünün beklentisini karşılamış oluruz bu sözlerle. Neticeten bu politika denen şey hafiften iki, belki de üç yüzlü, her şeyi, en ağır sözleri bile kaldıran, kabul eden bir oluşum ne de olsa.
Evet şimdi en önemli konu bu tartışma yurt dışına taşınacak mı? Sonuna kadar takip etmenin için de bu da var. Referandumdan iki üç gün önce bir Amerikan Televizyonunda bir program vardı. "Lets Talk Abaut Turkey" Referandumda benim kullanacağım oyun karşısındakileri konu alıyor ve lime lime ediyordu. Referandum havasında hoşuma gitmesi gerekirdi. Gitmedi. Neticeten Türküm. Dün yabancı ve prestijli bir ekonomi dergisinde Referandumdaki şaibe iddiaları için " Bu iddialar Erdoğan'ı yıllarca kovalayacak ve geride " hiç olmadığı kadar kutuplaşmış bir ülke bırakacak" diyordu. Bizim gazetelerdeki haberler ise ayrı. "Almanya'da yapılan bir anket, çifte vatandaşlığın kaldırılmasının istendiğini vb... haberler yer alıyor. Nedeni ise ortada O ülkedeki Türk vatandaşların referandumla ilgili olarak yaptıkları yoğun protestolar ve mitinglerdi neden. Yaşanan olaylar tabii ki bahane ediliyordu. Kim gaz verdi bilemem. Bunlar yapılmasaydı ve oylar sessizce kullanılıp, gönderilseydi bunu yaşar mıydık? Hayır. Daha nicelerini sizler de okumuşsunuzdur?
Biz Türklerin taraf tutma şekli çok değişik. Her şeyi göze alabiliriz. Beşiktaş yenilse bile " Ölümüne Beşiktaş" diye bağırıyoruz ya.  Ama bir tek şeyi göze almaz bu millet. Şayet ekonomi ülkenin her kesimini etkileyecek kadar zora girer ve mutfakta da kendisini iyice gösterirse işte o zaman "ekmek partisini" tutmaya başlarız. Karın tok iken bağırmak kolay.
Avrupa ile ilişkilerimiz iyice gerildi. Ne Avrupa Birliği bizden vazgeçebilir, ne de biz onlardan diyerek kamuoyu önünde oluşumu etkisizleştirmek isteyenler var. Bir de değişik bir pencereden bakalım olaya. Bıçak kemiğe dayanırsa kim kimden daha kolay vazgeçebilir. Bunun için ülkelerin ithalat ve ihracat rakamlarına bakmak yeterli. Rusya o ülkelerin yerini alır düşüncesi var. Hele önce Buğday ve Domates krizini önleyelim ve portakalı bu uğraşın dışında tutmaya çalışalım. Bir versek on isteyeceklerdir. Turizm konusunda girip konuyu uzatmak istemiyorum.
Özetle zor durumdayız. Ülkeyi ve yaşayanları daha fazla germeğe gerek yok. Gerginliği yurt dışına taşımak ise hiç gerekli değil. Her ne kadar biz yaşanacak bir kriz bulamaz isek geçmişte olduğu üzere kendi krizimizi kendimiz yaratırız ama. Bu kez iş başka. Gerginlik tırmanırsa bu kez kimin kaybedeceği ortada. Siyasiler ne yapar bilemem ama sonuçta Türk halkı kaybedecektir. İster referandumda ister evet ister hayır demiş olsun fark etmeyecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR