Çetin Özbey
Çetin Özbey

İtibarsızlaştırma

Yaşamın bu döneminde insanları itibarsızlaştırarak gözden düşürme konusunda kişiler hayli usta oldu. Bunu sağlamak için her türlü yöntem uygulanıyor. Maalesef toplumun tepkisini çekecek, düzmece yaşanmışlar kurgulamak dâhil.
Hepimiz yanlış bir düşünceyi ortaya koyduğumuzu fark ettiğimiz zaman, hele hele çark etmeyi de kendimize yediremezsek, hemen arkasına saklanacak bir şeyler ararız. Bu konudaki kabiliyetimiz tabii ki üst seviyede. "Aslında böyle düşünmüyordum, kendimi ifade edemedim." İşte arkasına saklanılacak kocaman bir duvar. Siyasilerimiz ise bu duvarı değişik formattaki kiremitlerle örüyorlar. " Galiba ifadem kastını aştı, üzgünüm " işte bir insanın başkasını hedeflerken kendisini itibarsızlaştırması budur.
Bu gün, özellikle POLİTİK YAŞAMDA ve  iş yaşamında " itibarsızlaştırma " adı verilen, kişiyi diğerlerinin gözünde yıpratmayı hatta sıfıra indirmeyi hedefleyen bir uygulama var bildiğiniz üzere. Eğer hedef kişi topluma, toplumuna kendisini kabul ettirmiş, düşünceleri ve davranışları ile yaptıkları arasında fark olmayan bir kişi ise, itibarsızlaştırma hareketinin tersine çalıştığını kısa bir süreç içinde görebilmek mümkün.  Bu itibarsızlaştırma faaliyetinin " alınganlık " vb. gibi iş yaşamı ile uyuşmayan bir takım unsurların üzerine kurulmak istenmesi de ayrı bir zafiyet örneği. Hele hele bu kurgu muhatap olduğu hiçbir davranışa alınganlık göstermeyen dolayısı ile de tepki koyma gibi insani bir duyguya sahip olmayan bir kimse tarafından hazırlanıyorsa, bu silahın ters tepeceği ortada. Bu yaradılışların kendini hiçbir mazeretle aklaması ise mümkün değil.  Tıpkı ellere bulaşmış soba kurumu benzeri, yağlı bir kara gibi.
Yaşamın bu kesitinde, teknolojinin ilerlemesi paralelinde insan yapısı da hayli değişti.  Her ne kadar bende eskiysem de daha eskilerin anlattıkları yaşanmışları dinleyince, insanların yardımlaşmalarına birbirinin elinden dostça tutmalarına, sevgi ve saygılarına,  işi, işyerini sahiplenmelerine, her şeyden önce birbirine güvenmelerine imrenmemek mümkün değil.  Şimdi en çok eksikliğini hissettiğimiz  "güven " duygusunun yitirilmesi ise insani ilişkilerin bu denli bozulmasının en önde gelen nedeni. Hiçbir milletin  "Babana bile güvenme" şeklinde bir atasözü yok.
İnsanların kendisini gözetme duygularının geliştiği malum. Önemli olan; kendini gözetirken, başkalarını itibarsızlaştırmaya ve yıpratmaya yeltenmemek.
Evet, bizi insan yapan içimizden geçirdiklerimiz, açıklamadığımız düşüncelerimiz değil, sergilediğimiz davranışlar ve yaptıklarımızdır. Ölçüm kriteri işte bu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR