Çetin Özbey
Çetin Özbey

Bir Dönem Tedavüldeki En İyi Danışman Bendim

Evet, bu ara danışmanlık denen müesseseye inanılmaz takıldım. Tabii ki her insan önce kendi danışmanı olmalıdır ama ilgi sahası normal insanların erişemeyeceği kadar, sorumluluğu bir o kadar fazla olan Cumhurbaşkanı ve Başbakan dâhil üst seviyedeki tüm yöneticilerin kaliteli bir danışmanlık hizmeti alması kanaatimce şart. Aksi takdirde uygulamada görüldüğü gibi gaf üzerine gaf yapmamak mümkün değil. Biri çıkar 23 Nisan'da koltuğunu bıraktığı çocuğa Başbakan sensin, " ister asar, ister kesersin"  diyerek tabir uygunsa kendi düşüncesini ortaya koyar. Diğeri Samsun'da konuşma yaparken o dönemde Samsun Sporun birinci ligde top koşturduğunu bilmeden " Futbol takımınızı birinci lige çıkartayım mı" diye sorar. Bir diğeri ise konu Türkiye'nin Anakent'lerinden birinde tertiplenen mitingde kendisini dinleyen halka " Burayı büyükşehir yapayım mı?" diye seslenir. İnanmak zor ama bunları alt alta yazmaya kalksan kitap olur. Bu konuşmaları hazırlayan veya patronunun yapacağı konuşmaları önce gözden geçirmeyen bu usta Danışmanlar tümüne saygılar sunuyorum.  
Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, hele hele Sn.. Bakanlarımızın  kaçar danışmanı var. Bilemiyorum. Konuşmalarındaki her gaf için kadrodan bir danışman eksiltseler mevcudu sıfırlamış olacakları garanti.
Kendimi methetmeyi sevmem ama ben, Çetin Özbey bu güne kadar iş yaşamında görülmüş ve görülecek olan en iyi danışmanım. En iyisi ve dolayısı ile de tabii ki en başarılısı.  İki firmada uzun bir dönemi kapsayan iki süreç boyunca  kurumların en üst noktasına bu unvanı taşıyarak danışmanlık hizmeti verdim. Belki inanmayacaksınız ama sıfır hata ile çalıştım. Her insan hata yapar ama bu görevimde hiç bir yanlışlığım olmadı. Hizmet verdiğim üst yöneticiyi hiç zor durumda bırakmadım ve de önerilerimle onları dik yokuşlarda tıknefes etmedim. Sıfır hata ile tamamladım bu görevleri. Tabii ki şimdi bunu okuyanlar bu işi nasıl becerdiğimi merak ediyorlardır.  Evet; bu beceriyi gösterdim zira danışmanlığını yaptığım kimseler bana görevim süresince hiç bir şey danışmadılar. Dolayısı ile hata yapmama da izin vermediler. Kendilerini mi düşündüler, yoksa benimi bilemiyorum?
Yurt dışında bu görevin nasıl yapıldığını bilemiyorum ama Türk usulü danışmanlıktan bekleneni sağa sola iyi bakarak çok çok iyi anladım. Çoğunlukla danışmanlık hizmeti almak için küçümsenmeyecek para ödüyorlar patronlar. Ödemeye ödüyorlar ama her şeyi, her konuyu iyi bildikleri için istihdam ettikleri insanın hiç bir önerisine genelde kulak asmıyorlar. Onları dinlemiyorlar.
Yalnız ve yalnız kendi bildiklerini ve inandıklarını söyleyen danışmanları benimsiyorlar. Hele hele Danışman patronunun görüşünü sezmiş ise veya biliyorsa,  o doğrultuda öneriler şekillendirme kabiliyetine de sahipse ondan iyisi yok. Sayın Patronum, danış bu danışmana. Her şeyi danış. Sonuçta "ne kadar doğru düşünüyormuşum deyip" kendinizi daha fazla beğenir olacaksınız. Bu da insan sarrafı Danışmanınızın becerisi olur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin

FİRMALAR