Çetin Özbey
Çetin Özbey

Türk Hava Yollarındaki İlk Günlerim Ve İlk Görevim

Biz hem eğlenip hem çalışıyorduk. Üstlerimiz de buna müsamaha gösteriyorlardı. En azından o günkü THY Charter Terminali şartlarına ancak böyle dayanılabileceğini biliyorlardı.
Şimdi bunları düşünebilmek mümkün mü? Maazallah. Kimse şartlara falan bakmaz. İlk günden kendinizi kapı dışında bulursunuz. Hoş o zamanlarda da kapıda durmak meğer önemli bir görevmiş. Bana bunu iki günde öğrettiler.
Türk Hava Yollarına girdik. Sene 1971. İlk önce beni Dış Hatlar ünitesine verdiler. Trafik Memuru olarak. Şimdi ki Yolcu Hizmetleri Memuru'nun muadili bir unvandı. Tabii ki hiçbir şey bilmiyordum. İlk görevim Dış Hatlar terminalinde beni önüne diktikleri kapıdan gümrüklü saha dedikleri yere kimsenin geçmesine izin vermemekti.  Geleni çevirdim tabii ki. Görev buydu. Bir süre sonra bir beyefendi gelip kapının önünde kazık gibi duran adamı hiç dikkate almadan gümrüklü sahaya geçmek istedi. Tabii ki engel olmak istedim. Bu bey, tepkime cevaben yalnız ismini söylemekle yetindi. Hayatta ise sağlıklar, vefat ettilerse de rahmetler diliyorum. Söylediği isim "Bedri Alatlı" İşi bilenler için çok şey ifade eden, ancak bana o an için hiçbir şey söylemeyen bir isimdi. Adamcağız herhalde beni anladı ki, ismine ilave olarak bir de unvan söyledi. "IATA Müfettişi" Bu kelimeyi IATA' yı bir yerlerde duymuştum ama ne işe yaradığını çıkıştıramadım o anda. Emir demiri kesti ve Bedri beyin kapıdan geçişini aslanlar gibi engelledim. Bedri bey inanılmaz hoşgörülü, kibar bir insandı. Yenisin galiba diyerek geldiği yere geri dönmek üzere seğirtirken ben alçak bir sesle "bu gün ilk nöbetim" diyebildim. Gülümsemesini halen hatırlarım. Öğleden sonra, Galatasaray'dan ağabeyimiz, Büyük Şef Yalçın Onar ağabeyimiz çağırdı ve Charter'da benim gibi bir personele ihtiyaç olduğunu söyledi.
Ve de Dış hatlardaki görevim böyle noktalandı ve de Charter maceram başladı.
Aynı gün akşama doğru Charter terminalinde Şef İsmet Özkan'ın odasına gittim. "Burada bana ihtiyaç varmış" sözümü hiç garipsemedi kendisi. Gülecekti ama herhalde yüz göz olmak istemedi herhalde. Yarın akşam nöbetinde işe başlayacağımı söylediler. Ve bende ertesi akşam nöbete gelince Charter'da bana ihtiyaç olduğunu hemen anladım ve buna kesinlikle inandım. Charter'da tecrübeye çok önem veriliyor ve deneyime saygı gösteriliyordu. Zira bana verilen ilk görev terminalin dış kapısında durmam ve uçağının kalkışına beş saatten fazla olan yolcuları terminale sokmamamdı. Binlerce kişinin yığıldığı bir kapı ve THY nöbetçisi üç günlük Çetin Özbey. Bu kapıcılık işi, dış hatlardaki gibi yine beni bulmuştu. Demek ki bana bu işi yakıştırdılar diye düşündüm. Herhalde bu konuda beni uzmanlaştıracaklardı.  
Charter terminali kurtarılmış bölge gibiydi. Şimdi çalışma şartlarından şikâyet edenler görmeliydi bu terminali. Tepedekiler oraya fazla uğramazdı. Çalışanlar şefleri ve İstasyon Nöbetçi Müdürleri ile baş başa yaşardı. İstasyon Başmüdürünü bile göremezdik sık sık. Bir hangar düşünün. İşte terminal dedikleri buydu. Ama bizler o hangarda THY'daki memuriyetimizin belki de en güzel günlerini geçirdik. Ne o iş yerini ne de o günlerdeki arkadaşlarımızı unutabildik.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin