Çetin Özbey
Çetin Özbey

TEPELERİN YALNIŞLARI CEPHEDEKİ YÖNETİCİLERİ NASIL ETKİLİYOR?

Sene 1972 İşe gireli henüz bir sene olmamıştı bile. Evet, İsmet Özkan tanıdığım ilk şefti. Görünüşte iyi bir insandı. Çalışanlardan yana düşünüyor ve en azından düşünmeye çalışıyordu. Ancak terminaldeki durum, iş yerinin bakımsızlığı ve tepeler ile ilgili diğer husus ve uygulamaların çalışanlara yansıması cephedeki amirleri çalışanlarının gözünde yıpratıyordu. Bizim şefinde bu kötü etkilenmeden nasibini alması kaçınılmazdı. Aldı da. İyi bir insan olduğuna inandığımız şefin arada bir dedikodusunu yapar olmuştuk. İnsanların başka kişilerin dedikodusunu yapmaları kötü bir alışkanlık ama zeminde uygun olunca bitmiyor, sonlanmıyor. O sıralarda THY açısından çok önemli bir gelişme olmuştu Charter'da . Şirket resmen istismar ediliyordu. THY uçaklarında büyük miktarda OVBK yapılıyor ve gecenin bir saatinde bir yabancı şirket uçağı Yeşilköy'e iniyor ve de bizlerde mal bulmuş gibi fazla satış nedeni ile uçağa kabul edilemeyen tüm yolcuları ansızın gelen ( ? ) bu uçak ile Almanya'nın bir yerine gönderiyorduk. Almanya'daki iniş noktasından biletlerinde varış noktasına karadan transfer vb. O andaki inancımız THY' nin tepesindeki bazı insanların bu konuda bilgili olduklarıydı. Onlar tepelerdeydi bizler ise küçük memurlardık. Buna rağmen bir gece nöbetinde aynı konuları yaşamamızı takiben konuyu zabıt altına aldık. Ve detayları ile birlikte şefe vererek tahkikat yapılmasını istedik. İstemesine istedik ama inancımız bu konunun bir yerlerde örtbas edileceği yönündeydi. Ve de muhtemelen de zabıtta imzası olan bizler bir şekilde işten çıkartılacaktık. Beklemeğe başladık. Bir, iki hafta geçti. Kimse bize bir şey söylemiyordu. O andaki düşüncemiz şefin bu olayı yukarılara intikal ettirmediği yönündeydi. ( Bu konu ile ilgili tüm doküman ve belgeleri kaybolmayacak bir şekilde halen muhafaza ediyoruz ). Evet; bir süre sonra Şefin Cumhuriyet Gazetesinde bir röportajını okuduk. O gece tutulan zabıt da gazetenin ilk sayfasında yer alıyordu. Gördük ki bu haber 3 gün devam edecek şekilde kaleme alınmıştı. Genel Müdürlük dâhil epeyce rahatsızlık yaratmıştı bu konu. Evet, korktu beklide, bu nedenle konuyu yukarılara intikal ettirmedi diye düşündüğümüz şef, konuyu tüm okurlara anlatıyor, ülke geneline duyuruyordu. Evet; bizler senesi dolmamış memurlardık. İsimlerimiz tuttuğumuz zabtın gazetede yer bulması ile ifşa olmuştu. Ancak bunları o dönemin gözde bir gazetecisine anlatan ise şefin bizzat kendisiydi. Sık sık biz şirketimizi seviyoruz diyordu anlatımında. Ve de şef kendisini de bizlerle birlikte tehlikeye atmakta sakınca görmemişti. Onun kaybedeceği şeyler bizimkilerden fazlaydı hali ile. Senelerini vermişti şirkete. Ve de bizlerle birlikte olmuş en kötüyü göze almıştı. Defalarca Teftiş Kuruluna gidildi, ifadeler verildi. Şef bir şey olmayacak meraklanmayın diyerek hep bizi teskin etti. Kime ne oldu hatırlamıyorum ama ( galiba kimseye bir şey olmadığından hatırlamıyorum) uzun zamandır süren ve THY'nin istismar edildiğine inandığımız olay bir daha yaşanmadı. Bu yaşananların sonunda şef ( yanında başka bir olmadığı hallerde) bizler için İsmet ağabey olmuştu. İş yerinde ağabey unvanını almak meğer ne kadar zormuş. Kaybettik İsmet ağabeyi. Nur için de yatsın.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin