Çetin Özbey
Çetin Özbey

Akıllı Zeki Ve Hazır Cevap Olmak

Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneği olarak tarif edilebilir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zekâ ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneği olup kişilerin zekâ seviyelerinin ölçülmesi mümkün. Kimde hangisinden ne kadar varın içinden çıkılması mümkün değil. Ama bu insanların muhataplarına verdikleri cevaplarında yalnız hazır cevap olmaları ile de ifade edebilmek zor. Zira adı geçen tüm insanların akıl ve zekâ oluşumlarını da gösteren birçok örnek var yaşamlarında. Acaba şöyle ifade edilebilir mi? Akıl ve zekâ olguları gelişmiş olan insanların aynı zamanda hazırcevap oluyorlar şeklinde ifade etmek en doğrusu galiba.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: Cumhuriyet'in ilânından sonra İstanbul'da bir resmikabul düzenlenir. Tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ataşeleri de davet edilir. Davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat İngiliz Ataşesi olan Binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir, dönüşte yaver Mustafa Kemal'e şöyle der: "Paşam kendisine neden size ters bir tavır takındığını sordum o da bana "Mustafa Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der: "Git Binbaşıya sor bakalım. Babasının Çanakkale'de ne işi varmış"
MEHMET AKİF ERSOY: Bir toplantı esnasında M. Akif Ersoy'u eskiden yaptığı baytarlık mesleğini vurgulayarak küçük düşürmeye çalışan gazeteci "Efendim herhalde eskiden baytardınız? sualini yöneltir. Ersoy'un eski mesleğini inkâr edecek hali yoktur tabii ki. Ama cevabı yalnız "Evet şeklinde değildir. Gazetecinin amacını anlayan Ersoy'un cevabı "Evet. Hayırdır, bir yeriniz mi ağrıyor yoksa" şeklinde olur.
MÜSLÜM GÜRSES: Hakan Taşıyan sahnelere ilk çıktığında "Arabeskin yeni peygamberi benim" diye bir açıklama yapar. Basın mensupları Müslüm Gürses'e de bu açıklama hakkında ne düşündüğünü sorarlar. Gürses'in cevabı "Ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum"şeklindeydi.
ORHAN BORAN: 30-40 sene kadar önce, Orhan Boran stand-up show yapmaktadır. Tam ortasında bir seyirci protokolden kalkar sağa sola çarpa çarpa gürültüyle kapıya yönelir. Rahmetli Orhan Boran mikrofondan sorar: Tuvaleti mi arıyordunuz beyefendi?  Evet... Kapıdan çıkın, sağdaki ilk kapıda "gentlemen" yazıyor. Aldırmayın, girin.
NAPOLYON BONAPART: Malum Napolyon'un bir sözü vardır" Para, Para, Para "İspanya Kralı Napolyon'u küçük görmektedir. Toplulukta onu küçük düşürmek için "Siz para için savaşıyorsunuz biz ise şerefimiz için savaşıyoruz" sözünü sarf eder. Napolyon'un krala verdiği cevap bu denli uzun zaman geçtikten sonra bile Fransa'da halen konuşulmaktadır. Cevap: Doğrudur, "Herkes kendisinde olmayan şeyler için savaşır."
İSİMSİZ: 19. asrın sonlarında bir törende Osmanlı Elçisini aralarında görmekten memnun olmayan Fransız Valisi; elçiye: "Sen kendini Kanuni zamanında mı zannediyorsun ki, gelip aramıza oturdun" deyince Osmanlı elçisi şöyle demiş: "Kanuni zamanında olmadığına şükret. Yoksa buraya değil, senin oturduğun yere otururdum."
İSMAİL DÜMBÜLLÜ: Mizah tarihinin en güzel ayarlarından birini veren İsmail Dümbüllü sahnede iken seyircilerden birisi sahneye bir hıyar atar. Dümbüllü, eğilir hıyarı yerden alır ve seyircilere seslenir. "Biri kimliğini düşürmüş. Buyursun alsın."

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin