Çetin Özbey
Çetin Özbey

Bu işler böyle. Menfaati bitenin muhabbeti de biter

Bu yazıyı bu gün tepelerde olanlar için tekrar yazıyorum. Kim bilir belki gerekir. Bizim bir ağabeyimiz vardı.  "Sismograf" derdik ona. Rahmetler olsun. Eğer tepedekilerden birini yolcu etmek için uçak başına gitmez ise o zatın görevden alındığını / alınacağını anlardık. Genelde de doğru çıkardı.
Bir aralar THY' de bir Genel Müdür vardı ve siyasi açıdan YK Başkanından kuvvetliydi. YK Başkanı sosyal bir insandı. Mesai bitince her gün şirketin kalbur üstleri onun odasına doluşurdu. Ve de bir gün öğleden sonra görevden alındı. Bu operasyonda Genel Müdürün parmağı vardı. Uğurlamaya Gittim. Hayretle gördüm ki YK başkanı sadarette iken onunla birlikte olabilmek için odayı dolduranlardan hiç biri orada değil. Çok sonra birisi çıkıp onları mahcup edince zorunlu olarak korka korka geldiler. YK Başkanı giderken " Keser döner, sap döner "o zaman görüşürüz dedi. Bir süre geçti.  Keser ve sap hakikaten döndü. YK Başkanı göreve geri döndü. Başta şirket dışında başka bir üst göreve atanan eski dost ( ? )   Genel Müdür olmak üzere etrafındakileri tanımış oldu.
Bilmem bu yazıyı neden ve kimler için tekrarladığımı anlatabildim mi? THY'nin tepelerine duyurulur
Vakti zamanında diğer tüm Bakanlar gibi, seyahatlerinde havalimanına polis koruma araçları ve kendisini uğurlamaya gelen zevatın araç konvoyu refakati ile gelen, VIP salonunda etrafını saran ilgili ilgisiz birçok insanla görüşme durumunda olan siyasiler vardı. Şimdi de benzerleri var. Zaman değişti ama davranışlar aynı. . Konu ettiğimiz bu kibar insan İstanbul beyefendisi sözcüğünün kapsadığı tüm özel niteliklere sahip Dış İşleri eski Bakanımız.
Tabii ki haftanın bir kaç günü İstanbul - Ankara arasında uçakla mekik dokuyan bu insanın yanına havalimanında yaklaşmamız mümkün değildi. Zaten etrafındaki çemberi yarmak imkânsıza yakındı.  12 Eylül askeri idaresinden sonra haliyle senatörlük görevi de sona ermişti. Başka bir deyişle onlara tam ters olan bir zihniyet iş başındaydı.
Havalimanının yoğun günlerinden biriydi. O günkü Nöbetçi Müdürümüz işe gelememişti ve onun görevini yürütmek üzere İç hatlara gitmiştim. Kontuarlara bir baktım ve söz konusu kişinin kuyruğun arkasında yanında kendisi gibi siyasi yaşamın popüler şahsiyetlerinden, dönemin eski Bakanlarından biri ile beklediğini gördüm. Hemen yanlarına giderek kendilerini odaya davet ettim. Kırmadılar. İkramımızı da kabul ettiler.
O anda düşüncem Müdüriyet de misafir ettiğim Sayın Hayrettin Erkmen ve Sadettin Bilgiç ile ilgili değildi. Onlara kendime yakıştırdığım şekilde Türk Hava Yollarının misafirperverliğini sunuyordum o kadar. Ben yalnız insanların ne denli menfaatperest olduklarını, aynı görüşte olmasalar da güçlülerin yanında, yakınında bulunmak için her şeyi yaptıklarını düşünmüştüm onları kontuar önünde yalnız bekler görünce. O şakşakçılar Şimdi neredelerdi?
Öyle ya bir süre önce  bizim bu sayın bakanların yanına yaklaşmamız bile mümkün değildi. O uğurlayıcı kalabalıktan şimdi ortada kimse yoktu. Bir kişi bile. Acaba neredeydiler?  Beni uzaklara götüren düşünce buydu. Bunları düşünürken dalmışım ve uzun süre konuşmamışım.
Bir ara Sayın Bakanın bana bakarak gülümsediğini gördüm ve kendime geldim. Ama bir şey söylemediler. Uçağın kalkış saati gelene kadar kâh aralarında konuştular kâh havayollarında işlerin nasıl gittiğini sordular, dinlediler.
Uçak anons edilince kendilerine refakat ederek onları uçağa götürdüm. Arka kapının önünde araçtan indiler. O an Sayın Bakan Yeğeni ile olan arkadaşlığımdan ötürü beni az da olsa tanırdı. Koluma girerek "Çetin Bey yaşam böyle işte. Sende alışmalısın. Yoksa üzülürsün. Bu denli hassas olma. Teşekkür ederiz" dedi ve uçağa çıktı. Kalakaldım orada. Demek ki dalıp gitmemden ne düşündüğümü anlamışlardı. Kendilerini hürmet ve  rahmetle anıyorum.
O dönemde Havayollarında etkin olan grup beni pek sevmezdi nedense. Aslında herkese siyasi yakıştırmalar yapılırdı o dönemlerde. Bizden, bizden değil ayırımı vardı, şimdiki gibi. Bende bir türlü memuriyet yaşamımın hiç bir döneminde etkin olan ''bizden'' grubunun içine girememiştim. Nedense hep karşı guruba yakıştırılırdım.
Ve de o hafta içinde etkin grubun havalimanındaki en yetkili insanı olan bey odama geldi. Söylediği beni düşündürmemiş ama şaşırtmıştı. "Biz sizi yanlış tanımışız, siz bu dönemde bizim iki bakanımızı odanızda misafir edip yolcu etmişsiniz, bundan sonra sizi kendimize daha yakın göreceğiz"
Kendilerini dinlemesine dinledim ama derdimi, düşüncemi bir türlü anlatamadım. İnsanların belirli hasletlerden ne denli uzak kaldıklarını görmek üzücüydü. Benim davranışımın bizden veya sizden olmakla bir ilgisi yok. Tamamen insanlıkla ilgilidir. Bir adım öte "Çetin Özbey" olmanın gereğidir diye cevapladımsa da  dinleyene, saçma, laf olsun diye söylenmiş bir söz  gibi geldiğine emindim.
Zaten ondan sonrada kimseye anlatamadım bu derdimi.
Evet; yaşam böyleydi işte.
Daha doğrusu yaşamın en önemli parçası olan insanlar böyleydi.
Bir gün gelir, güçlü günlerin güzel dostları ve o şakşakçılar ortadan kaybolurlar. Evet, insanların gerçek yüzü seninle ilgili tüm menfaati bitince görebiliyorsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin