Çetin Özbey
Çetin Özbey

Başarının bedeli

Başarıyı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçildiği ile yargılayın.
Bu yazının üzerinde 2003 yılında kaleme aldığım notu var.
Üzerinde Adres yazmayan mektup misali kim isterse o alsın.
Başarılı olmak.
Herkesin istediği ancak çok az kimsenin ulaşabildiği bu olgu nasıl tariflenir ki ?
Kimileri sizi bir dönem için çok başarılı görürken diğerleri bu başarınızın etkenlerini düşünecek ve bir anlamda sizi gıyaben de olsa yargılayacak.
İş hayatınızın tırmanma merdiveni tarafında, salt kuvvetli olanların hareket tarzını benimsemekten kaynaklanan bu sanal başarının, bir dönem sonra aynı merdivenden inerken yaşayacağınız kötülüklerin tohumlarını sıçratmış olduğunu ne zaman mı fark edersiniz? İniş esnasında bu yuvarlak tohumların ayağınızı kaydırmasından sonra. Başka bir deyişle popülaritenizin sonunda basamaklardan beyin üstü düşerken tabii ki.
Sizi ayağa kaldırmak için elinizden kim mi tutar?
Genelde ve yaşamda görüldüğü kadarı ile hiç kimse.
Küçük, çok küçük bir ihtimal; belki birileri elinizden tutup sizi kaldıracaktır düştüğünüz yerden. Tam siz ayağa kalkınca elinizi bir kez daha bırakıp ikinci düşüşünüzü görmek ve bundan da ayrıca keyif almak için. Sizin için kim mi üzülecek? Bilemiyorum.
İnsanları ezerek, aşağılayarak, yakalanan başarı, çoğunluğun sizden nefret etmesine, kin duymasına neden olacaktır.  
"Balık hafızalı" bu insanlar nasıl olsa bunu da unuturlar diye düşünmeyin.
Evet ağzındaki oltadan kurtulan balık, ikinci kez başka bir oltaya yine atlıyor.
Ya elinizdeki oltanın iğnesi kopuksa.  
Sandalı deviren ve içindekileri yutan çok büyük balıkların da mevcut olduğunu düşünün biraz.
Eğer isterseniz Marmara denizinde balinayı lüfer oltası ile yakalama gayretinizi daha da sürdürebilirsiniz. Ta ki insanların balık hafızalı olmadıklarını anlayana dek.
Ve de insan tüm hatalarının bedelini yaşamında bir şekilde ödüyor. Buna inanıyorsanız, binlerce gözün sizin bu ödemeyi yapacağınız zamanı heyecanla bekliyor olduğunu bir düşünün.
Sizin kötü durumda kalmanızı  bekleyen insanların varlığını bilmek.
Bu nasıl bir duygu ? Kendinizi nasıl hissedeceksiniz acaba ?
Üstelik geri ödeme yapacağınız zaman da belli değil.
Ya siz bu ödemeyi aynı çatı altında yaşarken yapma durumunda kalırsanız.
Evet yargılayın kendinizi.
Başarı için nelerden vazgeçtiğinizi düşünün daha da geç olmadan.
Bu kötü hırs sizi, yitirdiğiniz belirli değerler bir tarafa insanlığınızdan da tümü ile vazgeçirmiş olmasın sakın.
Ve eğer bu noktadaysanız derin derin düşünün.
Kendinize sürekli sorun şu soruları.
Ben sahiden başarılımıyım ?
Benim başarımı takdir eden kaç kişi var etrafımda?
Birlikte çalıştığım bu kalabalık insan topluluğunda kaç dostum var ?
Bir yazımda küçük bir yaşanmışı dile getirmiştim.
Bir insan tanımıştım. İnsanları horlayan, küçük gören ve insanları küçük düşürmeyi seven. Kuvvetliydi. Yakınları devletin üst kademesindeydiler. Emrinde çalışan bir arkadaşımız bir içki masasında iki kadeh fazla içmişti. Bu Müdürümüze "Şimdi kuvvetlisiniz, size herkes eyvallah diyor, bu gün bir yakınınız vefat etse cemaati cami avlusu almaz. Önemli olan siz bu görevden ayrılınca yanınızda kaç kişinin olacağı" türü bir kaç söz söyler. Ve zaman geçer.  Bir süre sonra  babası vefat eder. İstanbul dışındaydım. Ben cenazeye gidemedim. Sonradan öğrendim ki gidebilseymişim cenaze törenine iştirak eden 4ncü kişi ben olacakmışım. Merhumun tabutunun 4ncü kolundan cenaze arabasının şoförü tutmuş.
Bu anlatım yazı konusuna uygun ders verici bir yakıştırma değil.
Aynen yaşanmış bir olay. Şahitleri de hayatta.
Şimdi bir kez daha düşünün.
Ve kendinize tekrar sorun.
Birlikte çalıştığım bu kalabalık insan topluluğunda kaç arkadaşım, kaç dostum var?
Bir iki konuda başarılı oldum. Ya yitirdiklerim, ya kaybettiklerim.
Gökkuşağını görmek için yağmuru yaşa.
Bir insan düşünün ki, tüm yaşamı boyunca 103 önemli buluşa imza atmış olsun. Ve de bu insan daha 7 yaşındayken geçirdiği bir hastalık nedeni ile de okula geç başlamış ve de algılama güçlüğü çektiği gerekçesi ile de okuldan uzaklaştırılmış olsun. 12 yaşına kadar trende ailesinin geçimine katkıda bulunmak için gazete ve şeker satan bu çocuk uzun bir zaman sonra evlendi. Kendisine 3 çocuk veren eşini evliliğinin 13ncü yılında kaybetti. Daha sonra küçük fabrikası yandı. Talihsizlik peşini bırakmıyordu. Tüm bunlara karşı tepkisi enteresandı. Fabrikası yandığında söylediği söz "Sadece Hatalarımız Yandı" olmuştu. Bundan sonra buluşları peş peşe sıralandı. Thomas Alva Edison tarihin en büyük mucitlerinden biriydi. Yaşamı, Norman Vincent Peale'in "Hayatta gelmek istediğiniz yere ulaşma şansınız, karşılaştığınız engellere verdiğiniz tepkilere bağlıdır. Yani ya vazgeçeceksiniz, ya da denemeye devam edeceksiniz. "Sizin verdiğiniz karar geleceğinize karar verecektir." sözü ile özetlenebilecek olan Edison yaşamı boyunca asla umutsuzluğa kapılmadı, bir an için kapılmış olsa dahi umutsuzluğu içerisinde çalışmaya devam etti. "Eğer peşinden ısrarla gidersen istediğin şeylere sahip olabilirsin. Ama istemeli ve içten arzu etmelisin. Başarıyı öyle istemelisin ki sabah kalktığında ilk düşüncen, gece yatağa girerken son düşüncen bu olmalıdır." Sözünü doğrulayan bir yaşamın usta mimarı küçükken algılama güçlüğü çeken Edison bu gün hepimizin yaşamında ve bize gökkuşağını gösteriyor.
THY Dostu'na açık mektup.
Sn. Cem Kozlu bir kitap daha yazdı. Daha diyorum zira bana rumuzlu mektup göndermekten usanmayan "THY Dostu" nun mutlak diğerlerinden haberi yoktur.
Okusa da anlayabileceği kitaplar değil zaten.
Gelelim mektuba.
"Bu kitaba özel nedenlerden ötürü Haziran sayısında bana ayrılan iki sayfayı, Temmuz sayısında ise yarım sayfayı ayırdım. İçimizden geçenleri söyledim. Söylediklerim doğru veya yanlış, inanırsın veya inanmazsın senin bileceğin iş.
Ben Cem Kozlu için ne söylemişsem söyleyeyim kendimde bir hak gördüğümdendir.
Senin ve senin gibilerin hiçbir şey söylemeye hakkı olmamalı.
Nasıl ki benim sizin şu anda ki üstleriniz için hiçbir şey söylemeye hakkım yoksa. Kendileri ile bir gün bile çalışmadım.
Yazdığın son nottaki ifadeler beni hiç tanımadığını gösteriyor. Yalakalık benim memuriyet yaşamımda hiç yer almadı. Bu kelimenin gereği davranışlar benden çok uzakta.
Senin eski THY'li arkadaşının da fikir ve düşünce yapısı herhalde seninle aynı ki sana bu bilgileri verdi.
1. Evet, SKYLIFE ben THY'de ilgili ünitede iken en az iki kez ihale edildi.
2. Ne Cem Kozlu ne de Genel Müdürü bu tür işlerle hiç uğraşmazdı.
3. Ondan sonrakilerde hiç uğraşmadı.
Firmayı ünite veya başındaki bulmuş ve önermiştir. Bu işler o seviyelerin uğraşı olmadı hiç. Burada bir çapraşıklık varsa hata ve sorumluluk ünitenin başındaki adam olmam nedeni ile benimdir. O dosyalar bin kere kontrol edildi. Denetlendi. Keşke başka bir şey bulsaydın.
Senin gibilerin bir iki sözüne kanıp çanak tutmamı beklemen beni hiç tanımadığının net bir göstergesi.
Şu veya bu konuda birine kızabilirim.
Ancak seninle aynı kaptan su içmem. Bu kesin.
Mektuplarının ise elime 2 adedi geçti. Onları uygun gördüğüm bir yere koydum. Hiç kaybolmayacaklar. Yeniden kâğıt olup sana ulaşınca oturup tekrar yazar ve birilerine gönderirsin.
Ama; bana tekrar yazma lütfen. Gönderirsen mektubunu okumadan öğütür Lokman Hekim Sağlık Vakfının kâğıt toplama kutusuna koyarım. Biliyorum diğer kâğıtlara ayıp olur. Ne yaparsın kibarlık işte, daha uygun bir yere, çöpe atarım diyemiyorum."
Şimdi, ifade ettiğin gibi bütün sektöre yazıp tanıtabilirsin beni. Senide, beni de içinde barındıran Havacılık sektörü mensupları değerlendirmeyi iyi bilir.
Mektubunda ifade ettiğin gibi Cem Kozlu sevinir mi buna?  
Bilmiyorum?
Sorabilirsen git veya yaz ve kendisine sor.
Senin gibilere cevap vermeyeceğine eminim.
Senin "THY Dostu olduğuna" inanmak çok zor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gökyüzü Haberci Android Market'te.

GÖKYÜZÜ HABERCİ E-DERGİ

Gökyüzü Haberci'yi Facebook'ta takip edin
Bumerang - Yazarkafe

FİRMALAR