Bu yıl, YKS denilen Yüksek Öğrenim Kurumları Sınavı'na tam 2 milyon 607 bin 903 aday başvurdu ve 2 milyon 416 bin 974 kişi sınava girmeye hak kazandı.

Bizim kuşağın üniversiteye gitme hayali kurduğu yıllarda, bazı okullara puansız girilirdi. Benim gibi Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki liselerden mezun olanlar da yine bazı fakültelere puansız alınırdı. 1974’te adı ÜSYM (Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) olan ve başında Milli Eğitim Bakanı’ndan daha popüler olan Prof. Dr. Altan Günalp’in olduğu bu kurum, 1981’de ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) adını aldı. Halen 10 milyonu aşkın adaya sınav hizmeti sunup, kader belirliyor. Daha doğrusu vesile oluyor.

Bu yıl, YKS denilen Yüksek Öğrenim Kurumları Sınavı’na tam 2 milyon 607 bin 903 aday başvurdu ve 2 milyon 416 bin 974 kişi sınava girmeye hak kazandı. TYT- Temel Yeterlilik Testi (135 dk) Alan Yeterlilik Testi (180 dk.) ve Yabancı Dil Testinden (135 dk.) yapılan sınava Anadolu Liselerinden 1 milyon 141 bin, meslek liselerinden de 794 bin kişi başvurdu. TYT’de tam 1 milyon aday ne yazık ki barajı aşamadı, 24 bin kişi sıfır çekti. Sınav sonucunda sayısalda her 100 kişiden 44’ü, sözelde de her 100 kişiden 66’si elenerek saf dışı kaldı. Bu rakamlar performans belirlemeye değil, elemeye yönelik olan sistemin çöktüğü anlamına gelir. Durumun vahametini herkes gibi gören MHP Genel Başkanı Doç. Devlet Bahçeli, YKS’de puanların düşürülmesi çağrısı yapınca, konuya el atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emriyle geçen yıl olduğu gibi puanlar düşürüldü.

Bu çare mi, değil. Bu kurtarır mı, asla.

Bu günlerde üniversitelerde yangından mal kapma yarışı var. Herkes okullarının daha çok öğrenci alması için söylenecek ne varsa söylüyor, ticari bir savaş gibi öne geçmenin gayretini gösteriyorlar.

Kim hangi okula nasıl girer, bu okulu ne gibi zorluklarla bitirir ve en önemlisi de nasıl bir işe girer. Asıl önemli olan da bu. Üniversitelerin “Nurlu ufuklar, mutlu yarınlar” vadeden reklam çağrılarına sakın ola ki aldanmayınız derim.

Her biri birer ticari kuruma dönüşen ve yüksek ücretleriyle ebeveynlerin korkulu rüyası olan bazı vakıf üniversitelerinin gerçek amacını, öğrenciler bu okullara girdikten sonra çok daha iyi görebiliyor. Tabii iyi niyetli olanlara sözümüz yok.

Şimdilerde, fiyat, şartlar, kampüs, eğitim öğretim ve iş bulma kolaylığı gibi bütün kriterleri gözden geçiren velileri ve aday öğrencileri bekleyen çok zorluklar var. Son yıllarda havacılık sektörünün çok iyi bir performans gösterdiği, çok geliştiği ve istihdam imkanının da çok arttığı gibi söylemlere inanan birçok genç bu alana yöneldi. Bu ilginin farkına varan uyanık işverenler lise ve yüksek öğrenimde her gün yeni bir okul açma yarışına girdiler.

Peki ne oldu dersiniz? Araya Kovid-19 salgını girdi ve bu gençler iş bulamadı. Bulamaz elbette. Sadece iki havayolu şirketinin 4 bine yakın mensubu da işsiz.

Onlar tecrübeli oldukları için tercih edilir ama tercih eden yani işe alan da yok ki.

Genç arkadaşlar, sakın aklınız bir karış havada olmasın ve havacılıkta havadan para kazanırım gibi içi boş söylemlerden uzak durun. Ve böyle hayaller kurmayın.

İşverenler 2019 rakamlarına ulaşıncaya ve kayıp iki yılın zararını telafi edinceye kadar, iş geliştirme ve büyütme gibi plan ve programlardan uzak duracaktır bilin.

“Sizi kokpite alabilir miyiz?” şeklindeki albenili reklamlara da sakın kanmayınız. Havacılıkta en yüksekten uçmak için herkes pilot olacak diye bir kural yok. Pilot olmak için bir apartman dairesi alacak kadar para harcayıp sonra da iş bulamamak da var işin sonunda. Siz bir de pilot olanlara sorun bakalım uçuş okulunu bitirene kadar hangi sıkıntılara katlanıp, hangi badirelerden geçtiler. İş bulmak için neler yaptılar bir bilseniz. O nedenle havacılık sektörünü çantada keklik gibi görüp, okul bitirince anında iş bulurum diye düşünüyorsanız, biliniz ki çok ama hem de çok yanılıyorsunuz.

Hangi sektöre yönelelim derseniz sizlere en çok aranan işlerden bazılarını söyleyebilirim. E-ticaret elemanı, kredi-ipotek uzmanı, iş geliştirme uzmanı, dijital pazarlama uzmanı, dijital içerik uzmanı, profesyonel ve kişisel koç ve ruh sağlığı uzmanı. Bu alanlarda rahatlıkla iş bulabilir ve bunlara yönelebilirsiniz.

Size ışık tutabilecek ve yol gösterecek araştırmalardan bahsetmekte yarar var.

Örneğin; 30 bin üyesi olan Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, mühendis, mühendislik öğrencisi, emekli ve iş arayan mühendislerin iş, yaşam ve eğitim koşullarını incelemek, pandemi dolayısıyla yaşadıkları zorlukları belirlemek için bir anket yaptı. Sonuçta şu ortaya çıktı ki, ihtiyacın çok ötesinde mühendislik fakültesi ve bölümü eğitimin kalitesini düşürmüş. Araştırma diyor ki:

2003–2020 yılları arasında üniversite sayısı 78’den 207’ye çıkan Türkiye, üniversite sayısı bakımında dünyada 15. sırada yer alırken Dünya Ekonomi Forumu (WEF) Rekabet Raporu’na göre 2017- 2018 yılında yükseköğretim sisteminin kalite endeksinde, 137 ülke arasında 101’inci sıraya gerilemiştir.

Ankete katılanların 8’de 1’i iş aradığını belirtmektedir. İş arayan mühendislerin pandemi sürecinde karşılaştıkları zorluklar artmış, yüzde 89’u iş arama sürecinin kötüleştiğini belirtmiştir. İş arayan mühendislerin yüzde 46,3’ü 1 yıl veya daha uzun süredir iş aramaktadır.

Özellikle ekonomiden kaynaklı gelecek belirsizliği ve kaygılar yakın gelecekte mühendislerin yüzde 20,52’sinin şehir ve yüzde 24,60’ının ise ülke değiştirmek istemesine sebep olmaktadır.

Araştırmalar ve hayatın gerçekleri bize ne olup bittiğini çok net gösterirken ham hayal peşinden koşmayalım. Ailenizin ekonomik koşullarını zorlamadan, mezun olunca rahatlıkla iş bulabileceğiniz bir alana yönelmeniz size kazandıracaktır.

Mutlu yarınlar gençler.

YeniBirlil yazarı Musa ALİOĞLU