Airlinehaber Yazarı Sefa İNAN,Sevgili Okurlarım;

Bende sizler gibi gündemi takip ediyorum. Bu aralar gündemin çok hareketli olduğunu söylememe bile gerek yok. Birlikte yaşıyoruz.

Tabii ki gündem deyince, sektörün en önemli oyuncusu olan THY’yi anlamayın. THY’nin dışında irili, ufaklı birkaç şirketimiz daha var. Tabii ki onlar ile ilgili güzel gelişmeleri yazarken yanlışlarını da yazmamak olmaz. Aslında ülke olarak da sektör olarak da zor günler geçirdiğimizi birlikte gözlemliyoruz. Bizim için THY neyse diğerleri de o. Çalışanlardan yana taraf olduğunu beyan eden bir haber sitesinin, çalışanların sorununu duyduğu halde sessiz kalması düşünülemez.

Bu haftaki konuma, müsaadenizle sıklıkla kullandığım atasözlerimizden biri eşliğinde başlayayım

Hani bir Atasözümüz vardır. “Büyük başın derdi büyük olur” derler ya… İşte bizim milli havayolumuz THY’yi düşündüğümde, bu atasözü yerine cuk oturuyor.

Geçen hafta, âdeta Hava-İş sendikası ile THY birbirine girdi(!) diyebilirim. Konu; Toplu İş sözleşmesinde yazan bir maddenin THY tarafından tek taraflı uygulamaya yönelik bildiri yayınlaması.

Bu haberi, Hava-Sen’in konu ile ilgili bildirisinde kısaca yorumlamıştım. Yine aynı yorumu yapacağım.

“İşveren ve sendika arasında akdedilen toplu iş sözleşmesi kararlarına uymaksızın alınan tek taraflı kararlar hukuki olmayıp, karşılıklı imza atılarak yürürlüğe konulan anlaşmaları hiçe saymak olur”

Sözleşme maddesi ne olursa olsun iki taraflı anlaşmalar yine iki taraflı olarak bozulur veya değiştirilir. Bu maddenin içeriği ne olursa olsun bu iş böyledir. Örneğin; kiracı ile ev sahibi kontrat yapıp imza altına alıyor ve sonra kiracı veya ev sahibi kontrat hükümlerinin dışına çıkıyor gibi…

Tabii ki Hava-İş sendikası bu maddenin gereğinin yapılmadığını ve tek taraflı olarak uygulamaya konmak istemesine karşı çıkıyor. Buda normal bir tepki.

Ancak;

Hava-İş bildirisinde kendini zora sokmuş. Bakın bu bildiride gözden kaçırılmaması gerekenleri sıralayıp sonra yorumluyayım.

Hava-İş sendikası hak gasplarına ilişkin basın açıklamasında, “Böylece liyakat sahibi olmayan birilerinin de hiç bilmedikleri havacılığı hala öğrenememiş oldukları, kendilerini bu makamlara atayanlarca da görülebilecektir. diyor.

Cevap; Sevgili Hava-İş liyakat sahibi olmamakla suçladığınız THY yönetimin yanı sıra siz kendinizide yazsaydınız daha objektif bir görüş olurdu. Onlar liyakat sahibi olmadıkları halde geldiler de siz liyakatli olarak mı göreve başladınız. Onlar havacılığı öğrenemedi de siz öğrendiniz mi? Onları birileri atadı bu bir gerçek. Ancak sizin seçilmenizde, Bay Hamdi’nin rolü olmamış mıydı? Muhalif delegeleri oy kullanamadan kaçırtan kim acaba? Sizce, demokratik bir seçim aşamasından sonra mı göreve geldiniz?

Şimdi, sendikanın yazdığı bildirilerle ilgili SORU ve CEVAP şıkları ile yazışmaları masaya yatıralım.

Sendika; “2017 yılından sonraki süreçte FTL bahanesi ile sendikanın ve siz çalışanlarımızın birlikte kazandığı birçok hakkın gasp edilmeye çalışıldığını görmekteyiz. Biz konu ile ilgili defalarca uyarılarda bulunduk, duyurular yaptık ve sonunda hiç bir düzelme olmadığı için de kanunların bize verdiği haklar çerçevesinde sorumlu bazı yöneticiler hakkında birçok konuda yasal işlemleri de başlattık ve süreç devam etmekte.

Cevap; Sevgili sendika sen o zamanlar neredeydin? Yangın bir kıvılcımla çıkar. Sen kıvılcımı görüp neden söndürme yoluna gitmedin? Yukarıda ki bu sözle siz kendinizi suçluyorsunuz. Mahkemeye verdik diyorsunuz. Süreç devam ediyormuş? 2017 veya bilemedik 2018 yılından itibaren yaşanan hak gasplarını Mahkemeye verdiniz ise tarih ve sayı numarasını yorum olarak atarmısınız?

Sendika; “ 2017-2018 Yılı içerisinde uçak içerisinde yaklaşık 55 kabin memuru arkadaşımızın bayıldığını, kabinden ve kokpitten birçok arkadaşımızın kronik rahatsızlıklara yakalandığını ve bazılarının da lisanslarının kaybettiklerini üzülerek müşahede etmiş bulunmaktayız.”diyorsunuz.

Cevap; 2017-2018 yıllarında yaşanan bayılmalar, kronik rahatsızlıklar, lisans kayıplarını neden şimdi gündeme getiriyorsun. O olaylar yaşanırken siz yönetimde değil miydiniz?

Sendika; “Sendikal hakların muhafazası ve arkadaşlarımızın emniyetle görevlerini yaparak olabilecek muhtemel kazaların önüne geçebilmek adına, bugünden itibaren şirket genel müdürünün de 2017 yılında uygulanmasını istediği S.O.P’un (Standart Hareket Usulleri) sizler tarafından TAM ve EKSİKSİZ bir şekilde hassasiyetle uygulanmasını rica ediyoruz. Uçucu arkadaşlarımız sizler S.O.P’i tam olarak uyguladığınızda, görevlerinizi sorumluluklarınız ölçüsünde yaptığınızda birileri tarafından üzerleri örtülen, sorumluluğunuz olmadığı halde sizlere yüzlerce kat ekstra iş yükü bindirerek sizlerin tarafından çözümlenen problemler ve sorunlar gün yüzüne çıkacak ve artık gizli kalamayacaktır”

Cevap; Özveriyi bırakın denmek istenmiş ama bu yanlış anlaşılabilir. “Uçucu arkadaşlarımız sizler S.O.P’i tam olarak uyguladığınızda, görevlerinizi sorumluluklarınız ölçüsünde yaptığınızda birileri tarafından üzerleri örtülen, sorumluluğunuz olmadığı halde sizlere yüzlerce kat ekstra iş yükü bindirerek sizlerin tarafından çözümlenen problemler ve sorunlar gün yüzüne çıkacak ve artık gizli kalamayacaktır” deniyor… Gizli kalan bir durum mu var?

Ekstra iş yükü bindirilen, problemler ve sorunlar gün yüzüne çıkması ve gizli kalmayacak kelimeleri İLGİNÇ. Yani benim anladığım özveriyi bırakın deniyor. Ancak bu böyle uluorta yazılmaz ki… Kulak gazetesi ile yayınlanır. Bence acemice olmuş.

Sendika; “Sizlerden ricamız tüm arkadaşlarımızın görevlerine tam imza saatlerinde başlamalarını, uçuş öncesi hazırlıklarını, gümrük işlemleri, uçağa gitme, uçak hazırlama, security ve uçuş brifinglerini, Taksi hızlarını kendilerine S.O.P ‘de tanımlı süreleri kullanarak yapmalarını önemle rica ediyoruz.”

Cevap; Benim anladığım, özveriyi kaldırın ve imza, gümrük işlemleri, taksi süreleri vb… Acele etmeyin tam süresi içinde bitirin denmek istenmiş. Bu tür istekler kulak gazetesi aracılığı ile iletilir. Bizim ve yolcuların duyması gerekmez ki… Hani sözüm meclis dışına…”Isıracak köpek dişini göstermez” atasözümüzü size hatırlatayım dedim.

Bunları bırakıp ilk başa dönelim. Siz ey sendika yönetimi nasıl seçildiğinizi hatırlayabiliyor musunuz? İşveren destekli bir liste ile seçime girip kazandığınızı bilmeyen mi var.

THY yönetimi havacılığı burada öğrendi bu doğru da siz nerede öğrendiniz? Gerçekten havacılığı bildiğinizi falan mı sanıyorsunuz?

Siz ey sendika yönetimi; Sizin ve Hava-Sen sendikasının kurulma aşamasında ki süreci herkes gibi bende yakinen takip ettim. Yazdık çizdik. Tarafıma yedi defa mahkeme açtınız sonuç sıfır.?

Neden mi? Çünkü haksızdınız. Beni bezdirmek için davalar açtınız ama gördüğünüz gibi bezmedim ve tam tersi sizi bezdirdim.

Kusura bakmayın ne zamandır sizi eleştiremedim. Bu demektir ki kayda değer bir çalışmanız olmamış. Neyse şimdi iktidar elinizden gidiyor diyerek bir şeyler yapma gereği duydunuz. Öncelikle GÜNAYDIN… İşte her zaman böyle aktif olun. Yağmasanız da gürleyin ki bize de yazı malzemesi çıksın.

Sevgili Hava-İş yönetimi; şimdi eğri oturun ve doğru konuşun…

Şimdi laf attığınız İşveren olmasa idi siz yönetimde olur muydunuz? Hava-Sen sendikasını nasıl provoke ettiğinizi hatırlamıyor musunuz? Şu anda beğenmediğiniz ve sözde dalaştığınızı tahmin ettiğim işveren olmasa, Hava-İş de birkaç tane pilot temsilciden başka kim kalırdı dersiniz? Hava-Sen nedenli işten atılanlara bıyık altından gülmekten başka ne yaptınız. İlker Aycı beyin koluna girmiş fotoğraf kareleri paylaşarak işveren destekli olduğunuzu ima ettiğinizi unuttunuz mu?

Hava-Sen nedenli işten atılmalar ve işveren baskısı devam ederken, İşverene, bu bizim sendikal mücadelemiz, bırakın biz iki sendika arasında taraf olmayın ve üyeye müdahale etmeyin dememenin yanı sıra bıyık altından gülerek izleyen sizler değil misiniz?

Şimdi de birde bakarsınız ibre terse dönmüş ve Hava-Sen güçlenmiş diyelim. … Sevgili Hava-İş sendikanızda kaç tane pilot veya kabin memuru kalır dersiniz? Tahmininiz var mı?

SlowDown la tehdit eder gibi algıladığım sendika bildirisini işveren de benim gibi algıladıysa iş kötü. Şimdi karşı girişim olarak işten atmalara başlarsa ne yapacaksınız? B planınız var mı? Üyenize güveniyor musunuz? Teknik A.Ş ‘de sadece sendikadan istifa etmek istediler diye işten atılanlar için toplum hiçbir şey yapamadı. Sizinkiler yapar mı? Veya işten atmalar başlarsa, Ölen ölür kalan sağlar bizim mi diyeceksiniz.

SKPK ve S.O.P kurallarını hatırlatarak yapmak istediğiniz ve maalesef medya aracılığı ile tüm kamuoyuna hatırlattığınız, özveriyi bırakın uygulamasını, slowdown yapmayı anımsatır gibi anlaşılabilecek tavsiyeleriniz biraz tehlikeli. Ben sendikanın bu sözlerini özveri yapmayın olarak algıladım ama başkaları nasıl algılar bilemiyorum.

Sonuç olarak; Sendika toplu İş sözleşmesinin tek taraflı bozulmak istenmesine karşı çıkmakta haklı.

Konu, THY geri adım atmazsa uyuşmazlığa ve iş mahkemelerine gidecek gibi görünüyor. Teknik A.Ş’de toplu iş sözleşmesi bitip imzalandıktan sonra, işverenin tek taraflı yayınladığı GENELGE gibi, hatta bire bir aynı bir durumla karşı karşıyasınız.

Özçelik İş, işverenin tek taraflı yayınlayıp uygulamaya koyduğu GENELGE’ye itiraz ederek konuyu mahkemelere taşıdı.

Teknik A.Ş ile Özçelik İş sendikası arasında yaşanan GENELGE süreci bakın nasıl işlemişti..Sizinki de aynı olacaktır.

Teknik A.Ş’nin toplu iş sözleşmesi bittikten sonra tek taraflı toplu iş sözleşmesini dışında bazı hakları geri almak için yazdığı GENELGE hafızam beni yanılmıyorsa 1 Ocak 2017 tarihli idi.

Özçelik İş sendikasının, mahkeme kanalı ile GENELGE davasını kazandığı tarih ise 2019 yılı Mayıs ayı. Bu geçen sürede Teknik A.Ş Genelge mağdurları eksik maaş aldı. Dava sendikaca kazanıldı ve farklar alındı. Dava açılıp kazanılıp yargıtayca onaylanan süreyi hesapladınız mı? İşte sizin genelge davasıda en az bu kadar sürer. Belki de Genelge konusu ilk yapılacak toplu iş sözleşmesine sarkabilir. Kim bilir belki de sendikanın genel kuruluna…

Airlinehaber in arama butonuna, GENELGE, TEKNİK yazın tüm süreci ve genelgelere karşı düşüncelerimi ve sonucu okuyabilirsiniz.

Birde bakarsınız ki bu dava yeni sözleşmeye veya sendikanın genel kuruluna kadar uza”tıl”mış… Burası Türkiye her an her şey olabilir. Teknik de yaşanan GENELGE krizi ile bu aynı dava…Farkı yok.

İşverenin Genelge yayınlaması, bağırıp çağırmakla çözülecek gibi görünmüyor.

Az kalsın unutuyordum. Yazımı bitirip yayınlamaya hazırken, bir pilot arkadaştan telefon geldi ve bana “Sefa bey, THY ile Hava-İş arasında ki bu atışma bana Danışıklı Dövüş gibi geldi dedi”. Ben pek sanmasam da neden olmasın diye içimden geçirdiğim bir gerçek. Olur mu? Neden olmasın ki…İlk defa rastladığım bir konu değil ki…

Arkadaş bu düşüncesinde haklı ise o zaman iş bitmiş demektir. Bu dövüş senaryosu gerçekse iyi kurgulanmış. Biri bağıracak çağıracak diğeri sessiz kalıp uygulamasına devam edecek. İşveren yazdığı bildiri aynen uygulayacak.

Çalışanlar sendikaya yönelik tepkilerine karşı, Sendika yönetimi mahkemeye verdik ya daha ne yapalım diyerek topu taca atacak…

Bunlar benim düşüncelerim. Peki, siz ne diyorsunuz?

NOT/ 06/01/ 2020 tarihli Genel müdürlük önü toplantısında kimseye ne video nede fotoğraf çektirtin. 305 olayına dönmesin bu toplantı ( Birde havacı olacaklar. Hava durumuna bakmadan toplantı günü seçmişler.)