#7 gün 24 saat sigorta hizmeti  Merka Anadolu sigorta

Faik Kaptan
Bu ülkede tam 60 yıldır araç kullanıyorum. Çok şükür, hiç büyük bir kaza yapmadığım halde, hala “Ben usta şoförüm” demem.
Yıllar önce çok sevdiğim bir ağabeyim bana, “ Bak Faik, hiçbir zaman kendini usta şoför olarak görme. Usta şoför karşıdan gelen şofördür. Aracını ona göre kullanacaksın” dedi. Bu kuralı hep uyguladım.
Bakın dostlar son iki gün içinde canımızı çok yakan kazalar oldu. Aralarında iki genç Gazeteci kardeşimizin de olduğu tüm hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet dileyelim.
Gencecik Muhammed Abdülkadir Esen ve Umut Yakup Tanrıöver kardeşlerimiz hem görevlerini yaparken ve den yaralılara yardım ederken şehit oldular. Allah’ın rahmeti üstlerinden eksik olmasın.

ÖZAL’A YETİŞELİM DERKEN.

Yarım asra yakın sıcak sahalarda muhabirlik yaptım. Gazetecilerin bu tür olaylarda yaşadıkları inanılmazdır. Ama hep kendi içlerinde veya arkadaşlarıyla çay sohbetlerinde anlatırlar.
Bu sefer öyle olmadı. Gazi Antep’ten doğru ciğerimize işlediler.
Bir sabah Cağaloğlu’ndan aceleyle fırladık. Turgut Özel Ankara’dan geliyormuş. Havailmanı’nda açıklama yapacak dediler. Ulaştırma da şoför kalmadığı için Müessese Müdürü’nün aracını verdiler. Gürcan diye bir arkadaşla tam gaz yola çıktık. Yenikapı kavşağını geçtikten sonra daha garanti olur diye makineme yeni film taktım. Tam makineyi çantaya koyacağım sırada yan yoldan bir araç fırladı ve tabi ki çarpışma kaçınılmaz. Ben oturduğum koltuktan ok gibi fırladım ve ön camın sağ üst köşesine kafamı vurdum. O dönemde araçlarda emniyet kemeri yoktu. Bırakın emniyet kemerini sağ tarafta ayna bile yoktu.
Olayın sıcaklığı ile pek bir şey anlamadım. Hatta işe bile devam ettim. Akşam geç saatlerde baş dönmesi başladı. Sabah Vatan Hastanesine gittim. Orada şimdi rahmetli olan sınıf arkadaşım Dr. Cengiz Aslan vardı. Cengiz beni muayene etti. Kanama yok ancak sarsıntı geçirmişsin dedi ve Çapa’da Tomografi çektirmemi istedi. Zira o dönemde tek tomografi cihazı Çapa’da vardı. Ertesi gün Çapa’ya gittim. Bir saat bekledikten sonra birden elektrikler kesildi. Cihaz o kadar büyüktü ki onu çalıştıracak jeneratör yoktu. İki saat bekledik. Sonunda çektiremeden ayrıldım. Sonra bir daha da gitmedim. Baş dönmeleri arasında işe devam ettim. Yıllar sonra bunun sıkıntısını çok çektim. Yarım adam olmuştum. Çaktırmıyordum ama bu baş dönmelerinden çok çektim.
Ben yarım adamlıkla kurtuldum ve bu yaşıma geldim ama o iki genç kardeşim veda ettiler.
O bölgedeki arkadaşlar Muhammed ve Umut kardeşlerimizin adlarını hep yaşatın. Onlar gerçek gazeteci ve gerçek şehittirler.

GELELİM DRON’LA ÇÖZÜME.

Bugün Hürriyet Gazetesinde kazaların önlenmesi için 7 kuraldan bahsediliyor.
Bakın 7 değil, 17 kural daha koysanız o aracının bakımını yapmayan, yeterli uykusunu almayan sürücülerin ölümcül hatalarını önleyemezsiniz.
Bana sorarsanız tek çare “ Dron”dur.

Dron deyip geçmeyin. Ermenistan’a diz çöktüren, Rusya’ya dur diyen. Bu ufaklıkların işlevi çok büyük. Her yerde kullanıyorsunuz. Tarım da , düğünlerde, hatta yemek siparişlerinde bile.
Bunun, yani trafik kazalarını önleme sorununu çözecek olan da Dron’dur. Dolayısıyla da Selçuk kardeşimizdir.(Bayraktar)
Yapılacak tek şey 81 vilayetin Emniyet Müdürlüğü emrine kontrol sistemi biraz daha gelişmiş bir merkezle birlikte Dron’lardan teslim etmek. Bunların gönderecekleri verileri anında kontrole edip Bölge Trafik Polislerine aktararak müdahale etmek. Tabi olası bir kazaya erken engel olmak.
Koskoca kamyon, TIR ve ya otobüs ısrarla sol şeritten gidiyorsa, hatalı solama yaptıysa anında görecektir. Tam tepesindedir. Bilgi aktarımı yapması an meselesidir.
Trafik akışı içindeki tüm araç şoförleri de tepelerinde kendilerini gözleyen bu Dronları gördüğü zaman inanın tüm kuralları uygularlar. Muma dönerler. Dronlar kazaları önlemeyle birlikte çevreye de faydaları olacaktır.
Nasıl mı? Eksozlardan çıkan simsiyah zehir dumanlarını da görecektir.
Bir denemekte fayda var.
Çanakkale yakınlarında Jandarma Dronla kontrol yapıyor. Demek oluyormuş.