‘Yorgun Havayolları İyi Uçuşlar Diler…’
THY grevi sırasında geniş kesimlere mal olan bir gerçek aradan geçen zamanda unutulmuş görünüyor.
Sivil havacılık sektöründe yoğun sömürüyle paralel olarak kötüleşen çalışma koşulları. Gelir düzeyleri, hatta buna bağlı olarak yaşam standartları arasında önemli farklar bulunan sektör çalışanlarının ortak noktası bu: aşırı çalışma ve yorgunluk. Yakın zamanda bir otel odasında ölü bulunan pilotun ve 13 saatlik kesintisiz çalışma sonrasında bayılan gişe çalışanının yaşadıklarına baktık.
Güvenlik pek güvenli değil

Sizi havaalanına geldiğinizde, “security”, “güvenlik” görevlileri karşılar… Belki farkında değilsinizdir ama üniformaları 6 ayda/yılda bir değişir, çünkü; daha yeni sendikalaşma girişimi olmuş, sendika üyesi olanlar derhal “temizlenmiş” ve güvenlik şirketi yeni bir taşeron firmaya devredilmiştir…
X-ray ışınlarına karşı korumasız, yeterli eğitim almadan sürekli sirküle olan kadrolarla yürütülür “güvenlik”hizmeti… Çalışanlar asgari ücret ya da biraz üstünde bir paraya güvencesiz ve uzun saatlerle çalışır.
Yorgun havayolları iyi uçuşlar diler…
“Attention please!” Lütfen dikkat! Havaalanı güvenliğinden başlayarak, pilota kadar tüm havayolu çalışanları yorgun. Uzun çalışma saatleri, ölümle sonuçlanan rahatsızlıklara yol açtığı gibi uçuş güvenliğini de riske ediyor.
THY grevi sırasında geniş kesimlere mal olan bir gerçek aradan geçen zamanda unutulmuş görünüyor.
Sivil havacılık sektöründe yoğun sömürüyle paralel olarak kötüleşen çalışma koşulları. Gelir düzeyleri, hatta buna bağlı olarak yaşam standartları arasında önemli farklar bulunan sektör çalışanlarının ortak noktası bu: aşırı çalışma ve yorgunluk. Yakın zamanda bir otel odasında ölü bulunan pilotun ve 13 saatlik kesintisiz çalışma sonrasında bayılan gişe çalışanının yaşadıklarına baktık.
Güvenlik pek güvenli değil
Sizi havaalanına geldiğinizde, “security”, “güvenlik” görevlileri karşılar… Belki farkında değilsinizdir ama üniformaları 6 ayda/yılda bir değişir, çünkü; daha yeni sendikalaşma girişimi olmuş, sendika üyesi olanlar derhal “temizlenmiş” ve güvenlik şirketi yeni bir taşeron firmaya devredilmiştir…
X-ray ışınlarına karşı korumasız, yeterli eğitim almadan sürekli sirküle olan kadrolarla yürütülür “güvenlik”hizmeti… Çalışanlar asgari ücret ya da biraz üstünde bir paraya güvencesiz ve uzun saatlerle çalışır.
“Atatürk Havalimanı’nda bir yolcu hizmetleri memuru, yoğun ve düzensiz vardiyaların getirdiği yorgunluğa dayanamayarak mesai saati içinde tüm yolcuların gözü önünde bayıldı. Yorgun çalışana serum bağlandı. Bir saat sonra kendine geldiğinde bekleyen bir uçuşta görev alması “rica” edildi.”
Check-in çekin nereye kadar
checkin.jpgİşte, “security”den güvenle geçtiniz ve güvenlik geçişinde çıkarttığınız kemerinizi yeniden takarken, gözleriniz check in işleminizi yaptıracağınız deskleri arıyor… Sıranıza giriyor ve elinizde kimlik/pasaport e-bilet/bilet bilgileri, beklemeye koyulursunuz. Gözünüz kontuardaki görevliye gidiyor… Koca bavulları evirip çevirip tartıyor ve etiketleyip uçağa gitmek üzere banta yolluyor fakat, yüzünde zorlama bir gülümseme vardır, sorsanız 10 – 12 saati aşkın bir çalışmanın ardından belki de “takviye” gelmiştir…

Biraz daha yakından baktığınızda; bilgisayar yanında cep telefonu iki dakikada bir çalmakta, büyük olasılıkla evinden çocuğu ya da bir bekleyeni sürekli ne zaman geleceğini sormaktadır. Kendinize soracaksınız belki: Çalışma saatleri günlük 8 saat ile sınırlı değilmiydi? Ama, havacılık sektörü çalışanları 8 saatlik iş süresini çoktan unutmuştur…

“Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bir ramp işçisi (uçağa bagaj yükleme/boşaltma yapan işçi) çalışır durumdaki konveyöre ayağını kaptırarak ciddi şekilde yaralandı ve işyeri hekimine götürüldü. İşyeri hekiminin rapor tutup hastaneye sevk etmesi gerekirken, işveren korkusu nedeniyle işçiye ağrı kesici vermekle yetindiği görüldü. İşçinin ısrarı ve şikayetçi olacağını söylemesi üzerine hastaneye sevk edilmesi mümkün oldu.”
Organize güç, örgütsüz emekçi
İşlemleriniz bitti, uçağın rahat koltuğuna yerleştiniz… Düşünmeye başladınız: size sunulan bu hizmetin ardında nasıl bir organize güç var…
Bir kez birinci saptama: Uçak teknolojisi “high technology” yani, en gelişmiş teknolojileri kullanıyor… Eğitimli insanlara gereksinim var… Bunların tümü tamam gibi görünüyor, görünüyor da işin aslı başka. Havacılık çalışanlarının tümü lisanslı, konusunda eğitim almış yetişkin elemanlar… “Ücretleri de alacakları hakları da ona göre olmalı” diye düşünüyorsunuz, hatta bunun böyle ölduğuna inanıyorsunuz.
Gelin görün ki; işin aslı pek öyle değil… Sektörde çalışanların büyük bir kısmı dünya standartlarının altında iş ve yaşam koşullarında yaşıyorlar. Tümüyle özgür, çalışma yaşamının olmazsa olmazı olması gereken sendikal haklar, en temel anayasal hak, işverenlerce kullandırılmıyor, varolan hükümetler ve iktidarları da buna çanak tutuyorlar… Bu sektörde sadece ama sadece THY çalışanları örgütlüdür. Uygulanan neo liberal politikalar sonucu, çalışma yaşamı baskı altına alınmış, sendikalar (yok edilemediyse) etkisizleştirilmiş, ya da Hava İş örneğinde olduğu gibi, işveren yedeğine alınmıştır.
Oysa ki sektörde 100.000’in üzerinde çalışan vardır ve bu sayı giderek artmaktadır.
Diren Vecihi
Uçağınızı uçuran pilot, belki “maddiyat sorunlarını” çözümlemiş diğerlerinden farklı bir iş ve yaşam güvencesi, yaşam standartı yakalamış görünmekte fakat uygulanan personel politikası ile iş güvencesi ve yükselme koşulları hergeçen gün değişmekte ve sorunları büyümektedir.
Bu sorunları işverene karşı dile getirebileceği örgütü (sadece THY’de) sendika ise bu konulardan hayli uzakta, Hamdi Topçu yedeğinde kapısını açıp kapatmaktadır. İmzalanan TİS bile çalışanlara hala gösterilmemiştir.

Kabin görevlilerinin saymakla bitmeyecek sorunlarını nasıl dökelim ortaya? Başta çalışma süreleri… Standart uçuş süreleri bir punduna getirilip aşılmakta, kitabına uydurulmakta, neredeyse karşılığı da hiç edilmek istenmektedir… Dinlenme süreleri sürekli zorlanmaktadır. Giyimine kuşamına sınır getirilmek istenmekte, çağdışı uygulamalarla karşı karşıya gelmektedir. Yolcuların bazı olumsuz tavırları ve davranışları karşısında savunmasız bırakılmaktadır.
Apronda sadece deve kesmiyorlar
Ya, dışarıda uçağı uçuşa hazırlayan çilekeş apron ve operasyon görevlileri… Kışın soğuğuna, yazın sıcağına karşı korunmasız, gerçekten ter dökerek çalışan ramp işçileri… Ter adamları oldukları için, çoğunun yanından bile geçmek istemezsiniz… Bagajlarınızı inanılmaz dar alanlara istif eden, bagajlarla dans eden onlardır… Tabii siz sadece bant başında bagajınızın sadece hemen gelmesini beklersiniz…
Bütün bu yoğun çalışma ile gerçekleşen uçuşunuzun tadı kaçar mı bilmeyiz ama siz yine de uçuşun keyfini çıkartmaya bakın. Emniyet kemerlerinizi çözün, arkanıza yaslanın ve…
İkramımız paralı da olsa soralım “Kahvenizi nasıl alırdınız?”
İyi uçuşlar…
#direnhavacı-(soL – Haber Merkezi)

