Ana uçağında sivil-asker kol kola
Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Washington’a uçuracak uçağın koltuk konfigürasyonunda geçen hafta değişiklik yapılması kararı alınmış.
Bu değişiklik bir yanıyla gazetelerin genel yayın yönetmelerini de ilgilendiriyor.
İşin bu tarafını anlatmadan önce, değişikliğin nedenini anlatayım.
Koltuk konfigürasyonundaki bu değişiklik, teknolojik nedenlere bağlı değildi.
Asıl amacı, stratejikti.
Başbakan, ABD ziyaretine giderken uçağa üst rütbeli üç-dört subayı da alıyor.
Bildiğim kadarıyla, bir başbakan uçağında ilk defa bu kadar kalabalık bir subay kadrosu yer alacak.
İşte bu karar nedeniyle ANA uçağının koltuk düzeni de değiştiriliyor.
Askerler protokol kuralları konusunda çok dikkatli olduğu için, oturma düzeni de buna göre ayarlanıyor.
Haberin ayrıntılarını bugünkü Hürriyet’te okuyacaksınız.
* * *
Bu değişiklik, nasıl okunabilir?
Bundan sonra yazacaklarım, somut bir bilgiye dayanmıyor.
Dolayısıyla benim şahsi yorumlarım olarak algılanmalı.
Uçağa komutanların alınması, bana göre ilginç bazı ipuçlarını birleştiriyor.
Mesela, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın geçen gün verdiği demeç.
“Başbakan’ın ABD’de yapacağı görüşmeleri bekleyeceğiz” sözü.
Bu söz, son günlerde Erdoğan ile askerler arasındaki ilişkinin tam bir fotoğrafını veriyor.
İki taraf da birbirine karşı çok dikkatli, saygılı ve işbirliği havasında görünüyor.
Başbakan, askerlere sahip çıkıyor.
Askerler, onun yürüttüğü çok dikkatli diplomasiyi, aynı hassasiyetle izliyor.
Bence son günlerin en umut verici olayı budur.
Koltuk stratejisinin bütün dünyaya mesajı şudur:
Türk hükümeti ve ordusu birlikte ve aynı görüştedir.
* * *
Başbakan, ABD gezisinde de bu stratejiyi dikkatle takip edeceğini gösteriyor.
Uçağa komutanları alması bu bakımdan çok önemli.
Bu fotoğraf, sadece hükümet-asker koordinasyonunun önemini vurgulamıyor.
Aynı zamanda Erdoğan’ın, Washington yönetiminden ne beklediğini de ortaya koyuyor.
Koltuk stratejisinin Washington’a şimdiden verdiği mesaj şudur:
“Biz, sadece lafla ve diplomasiyle yetinmeyeceğiz. Bize askeri çözüm konusunda da ne yapabileceğinizi göstermeniz gerekir.”
Yani, ABD, Kuzey Irak’ta Kürt yönetimini somut bir adıma ikna edemediği takdirde, askeri seçeneğe yardımcı olmalıdır.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesini engellemenin tek ve tek yolu budur.
* * *
Çankaya koridorlarında dikkatimi çeken çok önemli bir değişiklik daha var.
O gece hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, hem de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Barzani hakkındaki stratejisi ve üslubunda önemli bir değişiklik gözlendi.
Bugüne kadar Barzani’ye karşı daha dikkatli bir üslup kullanan Gül ve Erdoğan, birden bu tonu sertleştirdi ve Barzani’yi hedefe oturttu.
Bunun nedeni de Barzani’nin son günlerdeki üslubu ve PKK’ya karşı en küçük bir harekáta kalkışmayacağı sinyali vermesi.
New York Times ve London Times gazetelerinin muhabirleri, Kuzey Irak’ta peşmergelerin PKK’yla nasıl lojistik destek verdiğini açıkça anlattılar.
Bunlar tabiatıyla Ankara’nın görüşünü de etkiliyor.
Dolayısıyla ABD yönetimi, eğer Ankara ile Kuzey Iraklı yöneticiler arasında kesin taraf olmak istemiyorsa, yapacağı tek şey var.
PKK’nın Kuzey Irak’tan kesinlikle çıkarılması.
* * *
Peki koltuk değişikliğinin genel yayın yönetmenleriyle ne ilişkisi var?
O da şu:
Başbakan bu geziye giderken yanına bazı gazetelerin genel yayın yönetmenlerini de almayı planlıyordu.
Ancak üst düzey bazı komutanların uçağa alınması nedeniyle koltuk düzeni değişince, genel yayın yönetmenleri de dışarıda kaldı.
Yani ABD uçuşunda uçakta gazeteci olmayacak.
Son anda bir değişiklik olmazsa, koltuk stratejisinin ortaya koyacağı tablo bu olacak. Ertuğrul ÖZKÖK

