Moldovya sivil havacılık otoritesine savaş mı ilan ediliyor?

Hitit

20 Eylül 2008 günü yayınlanan gazetelerin tamamında, Türkiye Cumhuriyeti Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Sayın Dr.Ali Arıduru’nun, Ankara’da gazetecilere verdiği iftar yemeği sırasında ve sonrasında verdiği demeçlerini sanırım, havacılıkla ve geçen yıllarda yaşanan uçak kazalarıyla ilgilenen herkes okumuştur.
Av.Yaşar Öztürk
Bu demeçlerle ilgili olarak yazılı ve sözlü basında yer alabilecek yorumları ve reaksiyonları bu yazıyı kaleme aldığım ana kadar bekledim. Yorum ve reaksiyon beklediğim konuları, sivil havacılık uzmanı yazarlarımızın da ele almadığını görünce, sayın Genel Müdürün demeçlerinde yer alan ve ürkütücü bulduğum konuları kamunun dikkatine sunmak istedim.
1. Sayın Genel Müdürün Adana’dan havalanan ve Bağdat Havaalanına son yaklaşma sırasında düşen Moldova tescilli uçak kazasından dolayı son derecede müteessir ve öfkeli olduğunu biliyorduk. Ancak kazazede ve kaza kurbanlarının yakınlarını Moldova Sivil Havacılık Otoritesine (Sayın Ali Arıduru’nun söyleyişiyle “Moldovya Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü”) [1] ve MOLDOVYA HÜKÜMETİNE karşı dava açmaya yönlendirecek ve davanın “uluslararası arenada” (?) dava sürecini hızlandıracaklarını söyleyecek kadar öfkeli olduğunu bilmiyorduk.
Merak ediyorum acaba Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız ve Ulaştırma Bakanımızın bu demeç verilmeden önce ve/veya sonrası, Sayın Genel Müdürün bu demecinden ve içeriğinden bilgileri oldu mu? Bir devletin kamu kuruluşunun genel müdürü, bir başka devletin kamu kuruluşuna ve hükümetine karşı suçlamada ve insanları dava açma konusunda yönlendirmekte ve böyle bir davanın sürecini uluslararası arenada (?) kendilerinin hızlandıracağını söylüyor. Buna devletler hukukunda bildiğim kadarıyla, “düşmanca hareket” veya “hasmane hareket” diyorlar. Bir devletin bir başka devlet aleyhine bu tür eylemlerinin ne anlama geldiğini ve hangi tehlikeli karşı eyleme sebep olacağının izahını ve yorumlarını bilmiyorum bu demeçle ilgili olarak, Dışişleri Bakanlığımıza Moldovya’dan bir nota ulaştı mı? Ulaşmamışsa ya yoldadır, ya da diplomatlarımız işin farkına vararak erken bir özürle olayı kapatmışlardır.
2. Sayın Genel Müdür, kazanın uluslararası arenaya taşınması gerektiğini ve davaların Moldovya hükümetine karşı açılması durumunda kazayı uluslararası arenaya çok rahat taşıyabileceklerini söylüyor.
Burada sayın genel müdürün, uluslararası arenaya taşımaktan neyi kasdettiğini anlamak mümkün değil. Bu uluslararası arenayı bir zahmet anlatıverseler de bir anlasak.
Eğer kasdedilen ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü)’ne taşınması ise, kazaya uğrayan uçağın maksimum kalkış ağırlığı 5700 kg.dan fazla olduğundan hem ilk hem de nihai kaza araştırma ve inceleme raporlarının birer nüshasını, kaza araştırma ve incelemesini yapan devlet ICAO’ya ve ilgili devletlere, ICAO Annex 13 gereğince göndermektedir. İlk raporun ICAO’ya ve kaza ile ilgili devletlere gönderilmiş olması nedeniyle, kaza sayın genel müdürün kasdettiği yere taşınmış bulunmaktadır.
Özel hukuka tabi davaların uluslararası arenaya taşınması diye bir şey, devletler özel hukukunda yoktur. Bireylerin uluslararası özel hukuk kapsamına giren davaları, dava konusu olaya olayın olduğu yer ve uçuşun uluslararası konvansiyonlardan tabi olduğu bir konvansiyon var ise, bu konvansiyon hükümlerine göre, yoksa davalıların ikametgahı mahkemelerinde davaların açılmış olması durumunda ulusal mevzuat hükümlerine göre davalar görülür ve sonuçlandırılır.
SHGM Genel Müdürünün söylediği gibi, uluslararası arenada(?) söz konusu uçak kazası nedeniyle Moldovya veya Türkiye’yi yargılayacak bir yargı organı yoktur. Genel müdürün Moldovya hükümetine ve Moldovya Sivil Havacılık İdaresine (Civil Aviation Administration of the Republic of Moldova) karşı dava açmaları teşviğinde ve yönlendirmesinde bulunduğu kazazedeler ve/veya yakınları, Moldovya Devletine karşı Moldovya dışında dava açamazlar. Açsalar devletlerin başka devlet yargı organları önündeki yargı muafiyeti nedeniyle yargılanamaz. Dava açmaya yönlendirilenlerin, bu dava için Moldovya’ya gitmeleri gerekir ve böyle bir davanın kazanılma ihtimali, bir çok farklı hukuki gerekçelerle hemen hemen yoktur. Moldovya’da dava açmaya hangi kazazedenin mali gücünün yeteceği de ayrıca düşünülmesi gereken bir konu.
Bildiğim kadarıyla (zira bu davalarla uzak veya yakından hiçbir ilgim yoktur, basından takip ettiğim kadarıyla bilgi sahibiyim), kaza yapan uçağın kalkışı Adana’dan gerçekleşmiş ve Türk Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü dava eden kazazede veya yakınları, SHGM’nü denetleme ve kontrol görevini gereği gibi yerine getirmediği, sigortası olmayan ve uçuşa elverişli olmayan bir uçağa uçuş izni vererek hizmet kusuru işlediğinden dolayı dava etmişlerdir. Türkiye’de kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen hizmet kusuru nedeniyle, davacıları başka adrese yönlendirmeye çalışmak tamamen kendilerini sorumluluktan kurtarma saikiyle yapılan gayretlerdir. Moldovya Sivil Havacılık İdaresine karşı dava açılmış olduğunu varsaysak dahi, bu dava SHGM’nün hizmet kusurunu ve sorumluluğunu (eğer varsa) ortadan kaldırmaz. Bu konuda dava açılmış olmakla, yargının kararını beklemekten başka yapacak bir şey yok. Hızlandırılacak süreç nedir? Neyi hızlandıracaklar? ICAO’da ihtilafların halli prosedüründen bahsedilmek isteniyorsa, ICAO’nun kazai fonksiyonları sadece “Akit devletler arasında konvansiyon ve eklerinin tefsir ve tatbikatına dair çıkacak ihtilaflar müzakere yoluyla hallolunamadığı takdirde taraflardan birinin talebi üzerine Konseyce hallolunur.(ICAO Konvansiyonu md.84).” hükmü gereğince, bu maddede belirtilen hallerle sınırlıdır. ICAO’da bireylerin kaza ve sair nedenlerle tazminat talepleri veya şikayetleri görüşülmemekte ve yargılanmamaktadır. ICAO bir yargı organı değildir. ICAO’nun yargısal (kazai) fonksiyonu sadece, Konvansiyonda belirtilen haller ve yanlar ile sınırlıdır.
3. Sayın genel müdür kendilerine karşı açılan davaların sonuçlanmasının mümkün olmadığını söylemektedir.
Acaba bu davaların sonuçlanması neden mümkün değildir? Bunun da sayın genel müdür tarafından açıklanması gerekir. Açılan bir dava muhakkak sonuçlanır, öyle ya da böyle. Dava ya kazanılır, ya da kaybedilir. Ama sonuçlanır. Neden sonuçlanmasının mümkün olmadığı açıklanmalıdır.
Davayı SHGM kaybederse, kazazedeleri yönlendirdiği Moldovya Hükümeti veya Moldovya Sivil Havacılık İdaresine rücu edebilir. Gerçekten Moldovya ile ilgili düşüncelerinde haklıysalar ve samimi iseler ve gerçekliğine inanıyorlarsa; SHGM de uluslararası arenada(?) gerekli girişimleri yapabilir, kazazedelere tavsiye ettiği yola başvurabilir. Hatta zamanaşımını dikkate alarak, şimdiden gerekli hukuki adımları atabilir.
[1] Allah nur içinde yatırsın, rahmetli Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay’ın “İran TRT’si” sözünü hatırlatıyor.

Keyvan