Sivil havacılık sektörü rekorlara doymuyor
Sivil havacılık rekorlara doymuyor
Ulaştırma Bakanlığı’nın 2003 yılında başlattığı ‘Her Türk Vatandaşı hayatında en az bir kez uçağa binecektir” hedefiyle Bölgesel Havacılık Politikası kapsamında hayata geçirilen projeler, ülkemizde sivil havacılığın dünyayı şaşırtacak hızla gelişmesine neden oldu. Havacılık alanında serbestleşme yönünde atılan adımlar sonucunda, dünyada yüzde 5 oranında gerçekleşen sektörel büyüme hızı, ülkemizde geçen bu süre zarfında yüzde 53.3 artarak rekor bir gelişme gösterdi.
Dünden Bugüne Havacılık
Yaşadığımız topraklarda gökyüzü semalarında ilk kez uçma fikri Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde anlatıldığı üzere 17. yüzyılda Lagari Hasan Çelebi’nin Sultan IV. Murat’ın kızı Kaya Sultan’ın doğduğu gece Sarayburnu’nda yapılan şenlikler sırasında uçma hünerini göstermesiyle tarihe damgasını vurdu. Yine 17. yüzyılda yaşamış bir efsane olan Hezarfen Ahmet Çelebi de aynı yüzyılda tarihimizin ilk uçan insanı olarak kabul ediliyor. (Kuşları ve hava akımlarını inceleyen Çelebi bir sabah Galata Kulesi’nden atlayıp, Üsküdar’a inmeyi başarmıştı.)
İlerleyen zaman boyunca kişilerin bireysel olarak yaptıkları denemelerle birlikte Osmanlı Devleti ilk kez 10.09.1874 tarihinde yirmi iki ülkenin katılımıyla kurulan GPU (General Postal Union)’a üye oldu. Posta dağıtımı konusunda uçaklarla gerçekleştirilen bu organizasyona üye olan Osmanlı Devleti, bir anlamda sivil havacılığa zemin hazırladı.
Dünyada ilk kez savaşlarda uçakları kullanan devlet olma unvanına sahip olan Osmanlı Devleti, 1911 yılında Teknik Hizmetler Müfettişliği’ne Havacılık Komisyonu’nu da eklemişti. Böylelikle bu tarihten sonra Türk Havacılığı resmen başladı. Türk havacılık tarihinin şanlı geçmişinde TBMM’nin vermiş olduğu kararlar da önemli bir yer tutar. 23 Nisan 1920 yılında Mustafa Kemal önderliğinde kurulan TBMM ilk olarak ülke genelinde hava kuvvetlerinin kurulması kararını aldı. Bu karanın ne kadar isabetli olduğu ise Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan başarı ile görüldü.
1925: Sivil Havacılığın Doğuşu
Bugüne kadar yalnızca askeri anlamda kullanılan uçaklar 12 Şubat 1914 itibariyle ilk uçuşunu gerçekleştiren Prens Celaleddin isimli uçağın Lefke-Bilecik seferine çıkmasıyla sivil havacılığın ilk temeli atılmış olsa da; gerçek anlamda 1925 yılında Türk Teyyare Cemiyeti’nin kuruluşu esas alındı. Bu kuruluş planör, motorlu uçak, paraşüt, model uçak konularında çeşitli faaliyetler düzenleyerek Türk Sivil Havacılığı’nın gelişmesinde önemli rol oynadı. Daha sonra bu kurumun adı 1935 yılında Türk Hava Kurumu olarak değiştirildi.
1944: İlk Adımlar
Türk havacılık sektörü henüz yeni yeni kendini bulmaya başladığı sıralarda tarihin en önemli zirvelerinden birisi olan Chicago toplantısı Türkiye’nin de kapısını çaldı. 52 devletin temsilcisi 07 Aralık 1944’te kentin adıyla anılan Chicago toplantısında uluslar arası sivil havacılık sözleşmesini imzaladılar. Bu sözleşme sayesinde bütün devletler bir anlaşmaya vararak hava sahaları konusunda sınırsız egemenlik ile ticari nakliyat konusunda haklara sahip oldu. Böylece Türk havacılığı henüz emekleme dönemindeyken uluslar arası platformda büyük bir başarıyı yakaladı. Havacılık konusundaki başarımızın devamı ise 1945 senesinde Amerika’dan alınan otuz adet uçağın seferlere başlamasıyla bir yıl içerisinde 18 binden 37 bine çıkan yolcu sayısıyla kendini göstermeye devam etti.
1974: Uçak Üretiliyor
Sürekli gelişim göstermeye devam eden havacılık sektörü Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra ABD’nin uyguladığı ambargo ile gelişmesini durdurdu. Bu talihsiz dönemin ardından kurulan TUSAŞ kendi parçalarını ve uçaklarını üretmeye başlayarak yaşanan sektörel gerilim ve kriz döneminden kurtularak önemli bir adım attı.
1983: Özel sektör gelişecek
Özellikle 80’lerin ikinci yarısından itibaren gelişme göstermeye başlayan sivil havacılık sektörü özel havayolu şirketlerinin de kurulmasıyla faaliyet alanını geliştirip, hava trafiğinin çoğalmasına olanak sağladı. Hava ulaştırma sektörü 14.10.1983 tarihinde kabul edilen 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun yürürlüğe girmesi de bu yükselişe ön ayak olan başlıca durum arasında yer almaktaydı.
MİLAT 2002-2009
Sadece Türk Hava Yolları (THY) tarafından iki merkezden yirmi beş noktaya yapılan tarifeli iç hat seferleri, serbestleşme yönünde atılan adımlar sorucunda özel sektör kuruluşlarının da tarifeli seferlere başlaması ile birlikte bugün; beş havayolu işletmesi tarafından yedi merkezden toplam kırk beş noktaya gerçekleştiriliyor. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan tablo şaşırtıcı!
Gerek yolcu sayısı, gerekse hava trafiğinde yer alan araçlar bakımından her yıl katlanarak yükselişe geçen rakamların istatistikî verilerini sizin için araştırdık:
2002 yılında iç hatlarda 8 milyon 729 bin, dış hatlarda 25 milyon 54 bin olan yolcu sayısı; 2008 yılına gelindiğinde iç hatlarda 33 milyon 546 bine, dış hatlarda ise 40 milyon 840 bin ulaştı. İç ve dış hatlarda taşınan toplam yolcu sayısı 2002 yılında 33 milyonken; 2008 yılında 74 milyon 357 bine yükseldi. 2009 Ekim sonu itibariyle de yolcu sayısındaki bu rakam 74 milyona ulaştı.
Uçak trafiğinde 2002 yılında iç hatlarda 158 bin, dış hatlarda 218 bin, transit uçuş sayısı 156 bin iken; 2008 yılında iç hatlarda 385 bin, dış hatlarda 356 bin, transit uçuş sayısı 268 olarak gerçekleşti. 2002 yılında 532 bin olan iç hat, dış hat ve transit uçak trafiği toplamı 2008 yılında toplamda 1 milyon 9 bine yükseldi. 2009 Ekim sonu itibariyle de uçak trafiği 900 bine ulaştı.
Bu süreç içerisinde kargo miktarında yaşanan yükseliş de dikkat çekici boyutlarda kendini göstermektedir. 2002 yılında iç hatlarda 181 bin, dış hatlarda 715 bin ton olan kargo miktarı, 2008 yılında iç hatlarda 400 bin tona dış hatlarda ise 1 milyon 130 bin tona ulaştı. İç ve dış hatlarda taşınan yük sayısı toplam 896 bin tondan 1 milyon 529 bin tona çıkmıştı 2009 Ekim sonu itibariyle de taşınan kargo miktarı 1 milyon 334 bin 973’e ulaştı.
Her anlamda büyüme gösteren Türk sivil havalık tarihimiz kuşkusuz en önemli büyümesini görüleceği üzere 2002-2009 yılları arasında göstermiştir. Yurt dışı uçuş ağının genişletilmesi amacıyla diğer ülkelerle yapılan ikili havacılık müzakerelerinde de önemli bir artışın yaşandığı bu dönemde birçok projelerle başarılı gelişmelere imza atılmıştır. Sivil havacılıkta 2002 yılında sadece 5 tane ikili havacılık müzakeresi yapılırken, 2008 yılında 16 ülke ile ikili havacılık görüşmesi, 42 ülke ile de çoklu görüşme olmak üzere toplamda 58 ülke ile havacılık görüşmesi yapıldı. 2009 yılında Ekim sonu itibariyle 57 ülke ile havacılık müzakeresi gerçekleştirildi. 2002 yılında yurtdışında uçulan nokta sayısı 70’lerdeyken, yeni anlaşmalar ve mevcut anlaşmaların yenilenmesi ile 2009 yılında yurt dışı uçuş noktalarının sayısı 130’lara ulaştı.
Sektörel Büyüme
2002 yılında havayolu taşımacılığı yapan işletme sayısı 13 iken, bu sayı bugün üçü kargo taşımacılık şirketi olmak üzere 17’ye yükseldi. Uçak filomuza kayıtlı büyük gövdeli hava aracı sayısı 2002 yılında 150 iken, son 5 yıl içinde filoya 148 hava aracının eklenmesi ile Türk tesciline kayıtlı büyük gövdeli hava aracı sayısı 150’den 298’e ulaştı.
2002 yılındaki koltuk kapasitesi 27.599, kargo kapasitesi 302.737 ton iken bugün 298 uçağa ait toplam koltuk kapasitesi 48.052 ve kargo kapasitesi 1.121.108 ton’dur. Büyük gövdeli hava aracı sayısına, hava taksi işletmeleri, genel havacılık işletmeleri, balon, zirai ilaçlama işletmelerindeki hava araçlarında eklenmesi ile birlikte Türk tesciline kayıtlı hava aracı sayısı 839’u bulmakta! Türk sivil havacılık sektöründe faaliyet gösteren Bakım ve Eğitim İşletmeleri’nin sayısı 62’dir. 32 bakım organizasyonu, 16 uçuş eğitim organizasyonu (okulu), 14 tip eğitim organizasyonu bulunmaktadır.
Havacılık sektöründe çalışan personel sayısı 2002 yılında 48 bin 790 iken, bu rakam 2008 yılı sonunda lisanlı pilot, hava trafik kontrolörü, bakım teknisyeni, uçuş harekât uzmanı, uçuş teknisyeni, kabin personeli, yer hizmetleri personeli ve sektördeki diğer personel olmak üzere 92 bin 135’e ulaştı. Son 6 yıl içinde yaklaşık 50 kişiye istihdam yaratıldı.
Ülkemizdeki toplam pilot lisansı sayısı: 6.940
Aktif pilot lisansı sayısı: 4.450
Hava yolunda aktif pilot lisansı sayısı: 2.950’dir.
Ülkemizde 804 hava trafik kontrolörü, 4.865 bakım teknisyeni, 509 uçuş harekât uzmanı, 511 uçuş teknisyeni ile yaklaşık 6639 kabin personeli ve 12.500 yer hizmetleri personeli bulunmaktadır.
Sivil Havacılıkta Ortadoğu Açılımı
Dış politikada yüzünü Ortadoğu’ya dönen ve son dönemde yapılan anlaşmalar ile bölge ülkeleriyle işbirliğini daha da güçlendirmeyi hedefleyen Türkiye, havacılık alanında Ortadoğu ülkeleri ile stratejik işbirliği için kolları sıvadı. Ekonomik gelişmenin başat unsuru olarak gösterilen havacılıkta Türkiye-Ortadoğu Havacılık Grubu (T-MAG) adında bölgesel işbirliği örgütü kuran Türkiye, sivil havacılıkta da bölgede kilit rol üstlenmeye hazırlanıyor.
Suriye, Lübnan, Ürdün ve Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürleri’nin katılımı ile Mayıs ayında Antalya’da gerçekleştirilen toplantıda, yeni oluşumunun temellerini atılarak işbirliği için Mutabakat Zaptı imzalanmıştı. T-MAG ülkelerinin, İstanbul’da gerçekleştirdiği ikinci toplantıda ise Irak üyeliğe kabul edilmişti. Ortadoğu ülkeleri arasında, sivil havacılık düzenlemeleri, havacılık yönetimi, hava sahası yönlendirmeleri, insan kaynakları, bakım, eğitim yer hizmetleri gibi pek çok alanda işbirliği içeren anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından Suriye ve Ürdün Sivil Havacılık Heyetleri Türkiye’ye teknik ziyaretler gerçekleştirdi.
Sivil havacılık alanında son yıllarda çok hızlı gelişme gösteren Türkiye’nin deneyimlerinden faydalanmak amacıyla yapılan ziyaretlerde ön plana çıkan uçak bakımı, eğitim, havaalanı yapım ve işletimi gibi konular; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye-Irak Ortak Kabine Toplantısı çerçevesinde Bağdat’ta ve daha sonra Suriye’ye yapılan ziyaretlerle tekrar gündeme geldi.
Bölgesel İşbirliği
Ortak Kabine Toplantısı için Başbakan ile birlikte Bağdat’a giden Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, iki ülke arasındaki sivil havacılık ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla Irak Ulaştırma Bakanı ile 15 Ekim’de bir Mutabakat Zaptı imzaladı. T-MAG oluşumuna paralel olarak imzalanan anlaşmada uçuş emniyeti, uçuş güvenliği, eğitim faaliyetleri, uçak bakım hizmetleri, mevzuat çalışmaları, uzman değişimi, hava seyrüsefer hizmetleri, hava trafik hizmetleri, havaalanı altyapısı, terminal ve yer hizmetleri konularında işbirliği yapılmasına karar verildi. Mutabakat Zaptı ile ayrıca, Irak’ta Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılması planlanan havaalanı inşasına Türk özel sektör firmalarının katılmasının teşvik edilmesi ve Türk tarafının bu alandaki tecrübelerini Irak tarafıyla paylaşması kararı da alındı.
Suriye Ulaştırma Bakanlığı tarafından 02-03 Kasım 2009 tarihlerinde Suriye’nin başkenti Şam’da gerçekleştirilen “İç Hava Taşımacılığının Serbestleşmesi” konulu toplantıya T-MAG’in başkanlığını yürüten Sivil Havacılık Genel Müdürü Dr. Ali Arıduru’nun onur konuğu olarak davet edilmesi yeni oluşumun Ortadoğu ülkeleri açısından önemi bir kez daha ortaya koydu.
T-MAG ülkeleri Sivil Havacılık Genel Müdürleri’nin de katıldığı toplantıda, Türk sivil havacılığının gelişimi ve hava taşımacılığında serbestleşme konularını içeren bir sunum yapıldı. Genel Müdür Dr. Ali Arıduru, hava taşımacılığında serbestleşme, bakım onarım, personel eğitimi, dünyada Türk modeli olarak bilinen yap-işlet-devret modeliyle hava terminal işletmeciliği gibi alanlarda edinilen tecrübeleri; komşu ülkelerle paylaşmaya hazır olduklarını belirterek bölgesel işbirliğinin önemine dikkat çekti.
T-MAG’in bir sonraki toplantısı Ürdün’de
T-MAG, alt çalışma grubunun toplantılarının ilkini ise 02-03 Kasım 2009 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdi. Emniyet, Güvenlik, Çevre ve Hava Trafik Yönetimi (ATM) isimli alt çalışma grupların katıldığı toplantılarda üye ülkelerinin sivil havacılık alanındaki ihtiyaçları ve aralarındaki olası işbirliği alanları ele alınarak gelişim fırsatlarını belirleyecek bir yol haritası çizilmesine karar verildi. Toplantılarda ayrıca, üye ülkeler arasındaki işbirliği alanlarının daha ayrıntılı bir şekilde gözden geçirilmesi ve Ankara’da yapılan toplantı çıktılarının sonuçlarının değerlendirilmesi açısından Çalışma Grupları ikinci toplantısının ocak ayı sonunda Ürdün’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varıldı.
KEİ, D-8, TRACECA, AKDENİZ, AFCAC ve T-MAG olmak üzere sivil havacılıkta işbirliğini içeren altı tane uluslararası oluşumun temelini atan Türkiye; Karadeniz, Balkanlar, Ortadoğu, Akdeniz, Afrika ve Asya ülkeleriyle yaptığı bu işbirliği paktları ile sadece bölgenin değil, dünyanın da sivil havacılıkta kilit ülkesi konumuna gelmeye hazırlanıyor.
Uluslararası arenadaki yerini, sivil havacılıkta kurduğu kıtalararası köprülerle güçlendirme hedefiyle yola çıkan Türkiye; izlediği bölgesel işbirliği politikasına paralel olarak ECAC, EUROCONTROL ve EASA gibi havacılık alanında kural ve düzenlemeleri yapan uluslar arası örgütlerin karar alma mekanizmalarına dahil edilme, yetkilendirme işlemlerinde akreditasyon alma, uluslar arası havacılık toplantılara ev sahipliği yapma gibi çok önemli başarılara imza attı.
Uçak bakımındarekor ilerleme
Bölgesel işbirliği oluşumları, Türkiye’nin bölgesinde uçak bakım ve eğitim merkezi olma hedefinin gerçekleştirilmesi bakımından büyük önem taşıyor. 2008 yılında EASA’dan aldığı Uçak Bakım Akreditasyonunu alan Türkiye, kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra akreditasyonu olmayan T-MAG üyelerinin de olduğu çevre ülkelere bakım hizmeti satmaya başladı. Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2009 İlerleme Raporu’nda uçak bakımı konusunda önemli gelişme kaydettiği ve bakım kuruluşlarına AB standartlarında onay verdiği belirtilen Türkiye, THY Teknik, MNG Teknik ve My Teknik gibi bakım kuruluşları ile yabancı havayolu işletmelerinin hava araçlarına hangar seviyesinde bakım yapabiliyor.
Avrupa, Asya, Afrika, Ortadoğu, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri’ni içeren coğrafyada toplam pazar payı dünya genel pazarının yaklaşık yüzde 50’sini oluşturuyor ve pazarın bugün itibariyle parasal değeri yaklaşık 19 milyar doları buluyor. KEİ, D-8, TRACECA, AKDENİZ, AFCAC ve T-MAG ülkeleriyle yapılan işbirliği ile Türkiye, Sivil Havacılıkta ülkemizin Bakım ve Eğitim Merkezi olma projesine uluslararası destek sağlayarak söz konusu pazarda etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün söz konusu toplantılar kapsamında yüzün üzerinde ülke görüşme yapılırken, Türkiye’nin bakım pazarında 2010 yılında 515 milyon dolar gelir elde edilmesi hedefleniyor. Bakım Merkezi’nin ayrıca ülke ekonomisine katma değeri yıllık 220 milyon dolar ihracat geliri ve 4 bin 500 kalifiye çalışana istihdam sağlaması bakımından büyük önem taşıyor.
Ortadoğu’nun kilit noktası: Türkiye
Sivil havacılıkta yaşanan gelişmeler ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki havacılık stratejisi konusunda dergimize açıklamalarda bulunan Sivil Havacılık Genel Müdürü Arıduru, dünya genelinde yaşanan ekonomik krize ve bunu fırsata dönüştürmenin önemine dikkat çekerek; “Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik kriz nedeniyle dünya genelinde 60 havayolu işletmesi kapandı. IATA sivil havacılıkta bu yıl da ortalama 9 milyar dolar zarar öngörüyor. Buna rağmen Türk sivil havacılığı büyümesine devam ediyor ve yüzde 3 oranında büyüme öngörülüyor. Bu durumda Türkiye Ortadoğu Merkezli Havayolu şirketleri için stratejik önem kazanıyor. Avrupa’da birçok havalimanının kapasitesi doldu. Dolayısı ile hava trafiğinde yaşanan bu krizi fırsata dönüştürmemiz için çok önemli. Yeni terminal binası açılışını 31 Ekim’de Başbakanımız ve Ulaştırma Bakanımız ile birlikte yaptığımız Sabiha Gökçen Havalimanı, bu konuda bize çok büyük kazanımlar sağlayacak. Avrupa’dan yapılan mevcut charter seferlerin artması ve yeni tarifeli uçuşların başlamasının yanı sıra Ortadoğu Merkezli havayolu işletmelerinin merkezi haline gelmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Sivil Havacılık Genel Müdürü Dr. Ali Arıduru, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın gelecekte çok önemli bir lojistik merkez olacağını kaydederek; “İstanbul’un doğu yakasının ve çevre illerin gelişmesinde büyük katkı sağlayacak olan havalimanı, İleri Teknoloji Endüstri Parkı (İTEP)in hayata geçirilmesiyle de bölgenin atardamarı olmaya hazırlanıyor. Ülkemizde, ulaşım, dış ticaret, havacılık ve teknoloji gibi birçok alanda hizmet verecek bu proje ile havalimanı, bölgenin gelecekte bir teknoloji üssüne dönüşmesine öncülük edecek” dedi.
SABİHA GÖKÇEN BÜYÜYECEK
Sabiha Gökçen sadece uçuş operasyon açısından değil, aynı zamanda Türkiye’nin Uçak Bakım Merkezi Projesi açısından da büyük önemi olduğunu vurgulayan Arıduru; “Sabiha Gökçen Havalimanı’nda kurulacak Havacılık Bakım Onarım Merkezi (HABOM) Projesi’nin hayata geçirilmesi ile bakım merkezlerinin kapasiteleri artacak. Önümüzdeki yıllarda hızla büyüyecek olan uçak bakım pazarında rekabet etme ve pazardan daha fazla pay alma imkânına kavuşacak. Bakım Merkezi, geniş gövdeli uçak bakımlarının yapılacağı hangar, dar gövdeli uçukların bakımının yapılacağı hangar, uçak boya hangarı, motor revizyon atölyeleri, motor test atölyesi, komponent revizyon ve tamir atölyeleri, eğitim merkezi ve idari büroları içerecek” dedi.

