THY uçağın iniş takımlarında alev alma olayı yaşandı.

Hitit

YUSUF ZENGİN

İstanbul Havalimanı’nda Türk Hava Yolları (THY) uçağının kanadının direğe çarpmasıyla yaşanan kazada ilginç bir detay ortaya çıktı. İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA, kazaya neden olan direğe kamera sistemi monte ederek kural ihlallerine ceza kesmeyi planlıyormuş.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda açılan İstanbul Havalimanı’nda, kazalar ve aksilikler bitmek bilmiyor. Bu kazaların çoğunda en buyuk pay sahibinin ise Havalimanı işletmecisi İGA’nın olduğu ifade ediliyor.

Kısa süre önce yaşanan uçağın alev alan iniş takımlarının itfaiyenin geç kalması nedeniyle yer personeli tarafından müdahale edilmesi ile THY uçağının kanadının direğe çapması kazasıyla ilgili ilginç detaylar ortaya çıktı. Airporthaber köşe yazarı Murat Herdem de, bu haftaki yazısında ise bu iki olayda yaşanan skandallara yer verdi.

İşte o yazı:

İstanbul Havalimanı’nda itfaiye yok mu? O direğin orada ne işi var?

İstanbul Havalimanı’nda kısa süre içerisinde iki uçağın iniş takımlarında ısınma ve alev alma olayı yaşandı. İlk olayda, iniş takımlarına alev almadan soğutularak müdahale edildi, diğerinde ise, müdahale sırasındaki görüntülerde izlediğimiz gibi, alevler söz konusu idi.
Yangın riski oluşan iki uçak tipi de Boeing 737-800 olunca ve üst üste benzer olay yaşanınca ister istemez zihnimizdeki soru işareti sayısı da artıyor.

Daha önce, henüz kimsenin dikkat çekmediği dönemde özellikle Airbus 330 tipi uçakların fren sisteminde ısı sorunu olduğunu ve bu yüzden uçakların pist başında 10-15 dakika bekletilerek limit içi ısı seviyesine düşülmesinin beklendiğini ve bunun da domino etkisiyle rötarlara sebep olduğunu yazmıştım.

Üst üste iki uçakta yaşanan yangın riski, bu ısınma sorununun bir şekilde devamı niteliğinde aslında. Airbus uçaklarında ısı göstergesi olduğu için soğuması bekleniyor ancak Boeing uçaklarında gösterge olmadığı için farkedilmiyor ve yangın riski Airbus’a göre daha yüksek oluyor. Uçakların ikisinin de iniş sonrası bu olaya maruz kalması da pilotların taksi süresinin uzamaması için erken taksi çıkışından pisti terketme çabasından kaynaklanabilir. Oradaki kaynaklarımdan bu tezi destekler nitelikte geri dönüşler de aldım. Ancak, pilot kararlarının dışında, özellikle denize doğru taksi ve inişlerde, eğimden dolayı uçakların fren sistemine daha çok görev düştüğü için bu yönlü iniş ve taksilerde benzer hadiseleri sıkça duyabileceğimizi de unutmayalım.

Burada asıl önemli bir başka noktaya dikkat çekmek istiyorum. Dramatik sonuçlar doğurabilecek, böylesine tehlikeli bir riskin herkesçe bilinmesine rağmen, iniş takımı fazla ısınan ve alev alan her iki uçağa da, müdahale edenlerin, itfaiye ekipleri yerine yer hizmetleri çalışanları olması, asıl önemli noktadır bana göre. Yangın tüpleri ile dört Çelebi ve iki TGS çalışanının canlarını hiçe sayarak yangının büyümesini önlemeye çalıştıkları görüntüler onların fedakarlığı açısından takdire şayan olsa da olay yerine 13 dakika sonra ulaşan itfaiye ekiplerinin neden iki olayda da müdahalede geciktiği uzun uzun tartışılmalıdır.

Daha birkaç hafta önce, Rusya’da inişten sonra 40 saniyede alev topuna dönen uçağa da Rus itfaiyesinin geç müdahalesinin 41 kişinin canına mal olduğunu unutmayalım.

Uluslararası kurallar gereği, bir uçağın 90 saniyede terkedilmesi ve bu sürede terkedilmemesi halinde can kaybı riskinin bulunduğu gerçeğini İstanbul Havalimanı’nda bu işin sorumlularına altını çizerek hatırlatmakta fayda var. İki kez aynı olay yaşanıyorsa ve ikisinde de ortada itfaiye diye bir unsur yoksa, ya onların olay yerine daha hızlı ulaşmalarını sağlayın ya da havayolu şirketlerine başınızın çaresine bakın deyin, vebal altında kalmayın!

DİREK Mİ SUÇLU?

İstanbul Havalimanı’nın Türkiye’nin en önemli ve en çok değer verilmesi gereken projelerinden biri olduğu gerçeğine kimse itiraz edemez. Havalimanının yeri, meteorolojik koşulları, ihale ve işletme şartları vs tartışılabilir ama kimse “ne gerek vardı” diyemez.

Bir baş yapıt olarak gördüğümüz İstanbul Havalimanı yatırımı ne kadar doğru ise işletme anlamında yetersizlik olduğu da bir gerçektir. Muazzam bir proje var ortada ama işletilemiyor!

Son örnek taksi yolundaki kaza…
Havalimanı’nın en işlek kullanılan noktalarından birinde notamlı bir taksi yolu var ama bundan ne pilot ne kontrolör haberdar!

Üstelik Mart ayında notamlanıyor, yeni de değil. Notamın gerekçesi ise taksi yolu genişliğinin dar gövde uçaklar dışında kullanıma uygun olmaması. Ama gel gör ki, herkes biraz hata yapıyor ve uçağın kanadı direği biçiyor.

İşin ilginç yanı o direk ne için orada?
Aydınlatma için desen değil, elektrik desen o da değil. Üzerinde hiçbir donanım olmayan boş bir direk. Zaten kazadan sonra yerine yenisi de dikilmiyor. İhtiyaç için olsa anında yenisi dikilmez mi?

Demekki başka bir iş için o direk orada. Ama ne?
Öğrendiğim kadarıyla o direğin dikilme sebebi kamera sistemi kurmak içindi. Havalimanında hemen hemen her noktayı kamera sistemi ile donatan ve kamera görüntüleri üzerinden hem güvenliği sağlayan hem de kural ihlallerine bu kameraları izleyerek ceza yağdıran İGA yönetimi, bu direği de sanıyorum taksi yolundaki aksaklıkları tespit etmek üzere konuşlandırmak istedi ama olmadı. Kaş yapayım derken göz çıkardılar yani!

Keyvan