#THY’de 305 çalışanın kapı dışarı edildi!

Hitit
Celebi Aviation

#Türk Hava Yolları’nda (THY) yıldızlaşma atağıyla başlayan süreçte kaydedilen büyüme çalışana binen yükle, hak kaybıyla sonuçlanınca ipler kopmuştu.

Hava İş Sendikası ile işverenin toplu iş sözleşmesi sürecinde uzlaşamaması ve buna AKP’li vekilin hava iş kolunda grev yasağı Meclis’ten geçince bardağı taşıran damla gelmişti. Hak kayıplarına karşı koyarak THY’de ‘uçuşa hazır değiliz’ diyerek uçmayan çalışanların 305’i de kapı önüne koyulmuştu. Bu gelişme üzerine kapı önüne koyulan çalışanlar  İstanbul Atatürk Havalanı’nın önünde direniş başlattı. Bugün direnişte 25. Gün doluyor.  Çalışma Bakanı Faruk Çelik, çalışanların işe alınması için THY yönetimini ikna edemedi. THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’ya göre çalışanlar bir daha ‘THY ailesine geri dönemez’, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırm’a göre THY’de yaşananlar THY’nin büyümesini istemeyen rakiplerinin işi. Biz de bugün direnişte 25. Günü’nü tamamlayan çalışanlara sözü verdik. Dertleri bu sayfaya sığamayacak kadar büyüktü. İşte çalışanların ağzından yaşadıkları:

DİRENMEKTE KARARLIYIZ’

Kabin amiri Efem Çaycı:  Bu süreç  ‘kendimizi uçuşa hazır hissetmememiz’ üzerine başladı.  Bir uçucu, ‘kendini uçuşa hazır hissetmese’ suç işler. Kaldı ki o gün birçok arkadaşımız raporluydu. İşten çıkarılanların sayısını hala netleştiremedik. 305 rakamı üzerinde konuşuluyor fakat farklı rakamlar da telaffuz ediliyor.  Biz de o gün sendikamız Hava İş’in ‘toplu sözleşme ve grev yasağı’yla ilgi basın açıklamasına katılmak üzere hava alanına geldik. Demokratik bir hakkımızı kullanmak isterken çeşitli gerekçelerle kendimizi burada bulduk.
Bizi buraya  getiren süreç sadece ‘grev yasağı ya da toplu sözleşme’ ile alacağımız para değil. Türk Hava Yolları’nda (THY) son dört yıldır özellikle kabin ve kokpit bölümünde çok ciddi sıkıntılarımız vardı. Bir önceki dönem sendika ve işveren tarafından imza altına alınmış toplu iş sözleşmesinin maddelerini ihlal edilmesinden kaynaklanıyor. Bugüne kadar bu maddeler ihlal edilmeseydi belki bu toplu iş sözleşmesi bizi uzun yıllarca idare edecekti. Kamuoyunda şöyle yanlış bir algı var. Biz daha fazla ücret istiyoruz gibi algılanıyor. Bir defa böyle bir şey yok. Ücret sıkıntısı yaşansaydı karşılıklı fedakarlıklarla bu aşılırdı. THY çalışanı, kurumu Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü olmuşsa bundan payını istemek en büyük hakkı. Bu gayet normaldir. Ama sıkıntılarımız bunun ötesindeydi. Bunların çözümünde ısrarcı davrandık. Ve bugüne geldik. Biz burada en son arkadaşımız kalana kadar direnişi bitirmemekte kararlıyız. Direniyoruz. Direnmeye devam edeceğiz.

‘ONURUM İÇİN BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIM’

Kabin memuru Deniz Eralp: Standartların üstünde bir maaşımız vardı. Bu doğru. Sonuçta biz işçiyiz. Bu maaşı fazlasıyla hak edecek ağır çalışma koşullarımız vardı. Çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle, haklarımızı istedik.  İnsan, hakları olursa mutlu olabilir. Kendi adıma söylemem gerekirse bana dayatılanlara boyun bükerek yaşamak ve ekmek yemek istemiyorum. Başım her zaman dik olsun. Bunun için de ne bedel ödenmesi gerekiyorsa ödeyelim. Boyun eğerek kazanılan paranın manası olduğunu düşünmüyorum. Burada direniyoruz. Haklıyız.  İşten çıkarılmadan önce Ankara personeliydim. Ankara’da bir eylem olmadığı, ben bir basın açıklamasına katılmadığım halde işimden uzaklaştırıldım. Ankara’da basın açıklaması, eylem olsa elbette katılırdım. Katılmadığım halde işten uzaklaştırıldım. Birey olarak bana düşen bu haksızlığa karşı direnmekti. Ankara’da elim kolum bağlı duramazdım. Kalkıp buraya geldim. Ve sonuna kadar burada direnmekte kararlıyım. Ankara’da bir evim, ailem var. Çalışmam gerekiyor, orada da fotosentezle yaşamıyordum. Ama şu an için hiçbir şey benim için buradaki direnişten daha önemli olamaz. Haklarım gasp edilmişken evimin temizliği, borcumun, harcımın önemi yok. Benim insan olma onurum söz konusu burada. ‘Yılan’dan yana mısınız, yılmayandan mı? Bütün mesele bu.

‘DAYANIŞMA BİZİ MUTLU ETTİ’

Kabin memuru Özlem Altıok: Kendimi bildim bileli apolitik olmadım. Ama bu direnişe kadar hiçbir eylemde, direnişte aktif rol alamamıştım. Bu direnişin sonuna kadar desteklenmesine inandığım için bugün buradayım. Bütün işçilerin bir araya gelmesini gerektiğini düşündüğüm bir direniş.
Bizi direniş boyunca en çok memnun eden gelişmelerden biri dayanışma. BDP, CHP, ÖDP, TKP, BDSP, Halkevleri, işçi sendikaları, akademisyenler, sanatçılar, Alevi kurumları, Bandista ve daha ismini sayamayacağım kadar kurum, kişi desteğimize geldi. Bu bizi mutlu etti.

O ARTIK BİR DİRENİŞÇİ

Kabin Memuru Onur Danacı: Bizim direnişten sonra 15-16 Haziran Direnişi için Taksim’de yapılan anma yürüyüşüne katıldım. Orada broşür dağıttım. Gelip geçen insanlara direnişin önemini anlattım.  Yoldan geçip kortejimize katılan insanlar oldu. Bu birbirini tanımayan insanlar açısından mükemmel bir şey. Dayanışmanın anlamını anlamam açısından bu süreç önemli bir deneyim oldu.  Bundan sonra da gerçekleşecek direnişlere katılırım.

#THY’Yİ BÜYÜTTÜLER KAPI ÖNÜNE KOYULDULAR#

Kabin sorumlusu Ahmet Engin Eröcal: İşe başladığımda THY’nin 65 uçaklık filosu vardı. Bugün 194 uçaklık filoya ulaşmış durumda. Üç katı bir uçak sayısına ulaşmış durumdayız. Geniş gövdeli uçaklar alındığından da koltuk bazında dört, beş kat kadar bir büyüme söz konusu. Ancak çalışan sayısında bu oranda bir artış söz konusu olmadı. Biz her defasında artan iş yükünü göğüslememize rağmen hiçbir zaman THY yönetiminden maddi ya da manevi olsun bir destek görmedik. Tam tersine günden güne haklarımız da budandı. En son kapı önüne koyulduk.
Bizi çıkarmadan önce 5800 küsur kadar kişi kabinlerde çalışan sayısı vardı. 305 rakamı doğruysa, işten çıkarılan kişi sayısı kadar da, kalan arkadaşlarımıza iş yükü binmiş durumda.
Beş yıldızlı havayolu şirketi olmak için hedefler koyuyorsun, koyduğun hedeflerde tek koridorlu uçaklarda, koridorda altı kişi çalışırken dörde çektin.  İş yükü, haktı, carttı, curttu, bu gitti, şu gitti derken grev hakkı da gitti. O da gidiyorken buna sessiz kalmamamız gerekirdi. Bunun için eylem sürecini başlattık.
Evimde sessizce ağlamayı tercih etmedim
Kabin memuru Deniz Eralp: Hayatımda ilk defa böyle bir direnişin içinde yer alıyorum. Doğrudur. Çünkü ilk defa saldırı doğrudan bana yöneldi. Daha önce de hak mücadelelerini yakından takip ediyordum. Hayvan hakları, çevre hakkı… Hepsiyle ilgiliydim. Ama  içinde değildim. Bugün içinde ancak direnirsek haklarımızı geri alabileceğimizi düşünüyorum. Evime kapanıp sessizce ağlayabilirdim. Bunu tercih etmedim. Belki en son burada ben kalacağım, belki hepimiz kalacağız. Fakat sonuna kadar kaç ay, kaç yıl sürecekse burada olmaya kararlıyım.

 

Keyvan