Uçmak yürümek kadar emniyetli

Hitit
Celebi Aviation

Yusuf ZENGİN

Ocak ayının ilk yarısında biri çok ciddi olmak üzere THY `nin iç hat seferlerini yapan üç uçağın arızalandığı bildirildi. İlk olarak 2 Ocak `ta İstanbul -Denizli seferini yapan uçak kabin basıncının düşmesi nedeniyle İstanbul `a geri dönmek zorunda kalırken 13 Ocak `ta İstanbul -Malatya seferini yapan uçakta da aynı durum yaşandı. 11 Ocak `ta ise İstanbul -Kars seferini yapan THY uçağının iniş sırasında ön camının önce çatladığı ardından da kırıldığı bildirildi. 15 günden kısa bir süre içerisinde üst üste vahim sonuçlara yol açabilecek arızaların yaşanmasının tesadüfi olmadığı, THY yönetiminin uçuş güvenliğinden çok kârlılığı düşünen yaklaşımının sonuçları olduğuna dikkat çekilirken geçtiğimiz aylarda da uçakların arızalı uçması konusunda ısrar edildiğine ilişkin haberler yine çeşitli basın organlarında yer almıştı. 11 Ekim 2007`de İstanbul -Adana uçuşunu yapan uçağın pilotun arıza bildirdiği, gelen teknisyenler arızanın giderildiğini söylemesine rağmen sorun devam ettiği için uçmak istemediği, yönetimden de “arızalı da olsa uç, THY zarar etmesin” baskısı gördüğü iddia edilmişti.
THY Genel Müdürü `nün geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalar da uçakların bakım ve onarımından sorumlu birim olarak esas işlevi “uçuş güvenliği”ni sağlamak olması gereken THY Teknik `i bir “kâr” merkezi haline getirmek konusundaki olağanüstü gayreti bir kez daha ortaya koyar nitelikteydi.

Uçmak yürümek “kadar” emniyetlidir

Yaz aylarındaki toplu sözleşme görüşmelerine de yansıdığı gibi THY yönetimi uzunca bir süre gereksiz bir “maliyet” merkezi olarak değerlendirdiği THY Teknik `i kapatmak ya da taşerona devretmek gibi bir arayış içerisinde oldu. İşçilerin ve Hava-İş Sendikası `nın böyle bir kararın yol açacağı felaketleri kamuoyuna anlatmaları sonucunda en azından THY Teknik `i tamamen bünye dışına çıkarmaktan vazgeçmek zorunda kalan THY yönetimi, bu sefer de tipik şirket mantığıyla bu birimi de kâr odaklı bir yapı haline getirmeye soyundu. THY Teknik `i, geçtiğimiz hafta kuruluşunun 6. yılı (aslında THY bünyesinden koparılıp ayrı bir şirket oluşunun 6. yılı) dolayısıyla basın mensuplarına gezdiren THY Genel Müdürü Temel Kotil , THY Teknik `in “ucuz” olduğunun altını çizerken, Sabiha Gökçen Havaalanı `nda açılması planlanan bakım “üssü ” HABOM (Havacılık Bakım Onarım ve Modifikasyon Merkezi ) ile bu alanda daha da iddialı hale gelineceğini söyledi. THY uçaklarının bakımını gerçekleştirmek konusunda kâr peşinde koşup sıkıntılar yaşanırken başka havayolu şirketlerine hizmet vermek üzere bu kadar gayretkeş olunması tepki yaratıyor.
THY uçaklarının bakımına güven duyduklarını, THY Teknik `te her şeyin sıfır hata ile yapıldığını söyleyen Kotil , “Uçmak yürümek kadar emniyetlidir” sözüyle hareket ettiklerini de vurguladı. Kotil `in bu vurgunun hemen ardından sarf ettiği sözler ise kaygı vericiydi: THY Teknik `te çalışan 3 bin işçinin yüzde 20`si taşeron firmalarda çalışırken lisanslı teknisyen sayısı da 2 bin civarındaydı. Uçak ve sefer sayısındaki artışa paralel olarak THY `nin diğer bölümlerinde olduğu gibi THY Teknik `te de işçi sayısının artmadığı, teknisyenlerin iş yükünde ise muazzam bir artış olduğu kaydediliyor. “Kâr” odaklı yaklaşımın sadece “personel politikası” üzerinden değil, Kotil `in sarf edilen miktarı basına övüne övüne anlatmasına rağmen malzeme “tasarrufu” çabaları nedeniyle de kazalara davetiye çıkardığı ifade ediliyor.

HABOM `da yola yabancıyla çıkılıyor

THY yönetiminin tamamen ayrı bir şirket olarak tasarladığı HABOM bünyesinde bir motor bakım onarım merkezi kurulması için Pratt &Whitney adlı şirket arasında “joint venture” anlaşması imzalanacağı Ocak ayı başında duyuruldu. Pratt &Whitney `in United Technologies

 

 

Keyvan