Verimliliği ve Misafirperverliği buluşturduk
Temel Kotil – Türk Hava Yolları Genel Müdürü ve İcra Kurulu Başkanı Dünyada üç büyük havayolu ittifakı bulunuyor. Lufthansa`nın önderliğindeki Star Alliance, British Airways`in liderliğindeki Oneworld ve Air France`ın başını çektiği Sky Team.
THY de yolcularının artan ihtiyaçlarına çözüm üretmek amacıyla Star Alliance `a katılmayı tercih etti. Lufthansa `nın önderliğindeki ittifak, 492,7 milyon yolcu taşıyor. Bu rakam, dünya pazarında yüzde 29,4`e sahip olmak demek. Çalışan sayısı 396 bini aşıyor. 20`si ana havayolu, 3`ü bölgesel olmak üzere 23 şirketle uçulabiliyor. Uçulan uçak sayısı da 3 bin 294. Günde 600 sefer yapan THY , geçen yıl 20 milyon yolcu taşıdı ve 3,7 milyar dolarlık ciroya ulaştı.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ ) Uçak Mühendisliği bölümünden 1983 yılında mezun olmuş THY Genel Müdürü Temel Kotil sonra da bir tesadüf sonucu okulun verdiği burstan haberi olmuş, başvurmuş. O yıllarda sadece bir öğrenciye verilen bu yurtdışı bursuyla 1986`da ABD `nin Michigan Üniversitesi `nin Uçak Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapmış. Yine aynı üniversitede makine mühendisliği dalında ikinci yüksek lisansını da yapan Kotil , ardına makine mühendisliği doktorasını da tamamlamış.
Temel Kotil doktora unvanı ile Türkiye `ye dönmüş. Amacı İTÜ `de birikimlerini değerlendirmekmiş. İTU Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi `nde Havacılık ve İleri Kompozit Laboratuarlarının kuruculuğu ve yöneticiliğini yapan Temel Kotil , 1994 yılına kadar fakültede akademisyen olarak görev almış. Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Daire başkanı olarak da görev yapan Kotil , ABD `de Illinois Üniversitesi `ne misafir profesör olarak davet edilmiş. Temel Kotil , akademisyen olarak New York `ta Advanced Innovative Technologies Inc .`de Araştırma ve Mühendislik Bölümü başkanlığını da yürütmüş. Temel Kotil `in THY `de teknik genel müdür yardımcısı olduğu yıl 2003. 2005`te de kurumun genel müdürlüğüne atanmış. 2006 yılında IATA Yönetim Kurulu Üyeliği `ne seçilmiş.
Temel Kotil , kendini elde ettiği fırsatlardan dolayı `çok şanslı` hissedenlerden. Üniversiteye gittiği yıllarda uçak mühendisliği ne kadar revaçtaydı diye düşünüyorum ve soruyorum. Neden uçak mühendisi olmayı istediniz?
“1970`lerde Kıbrıs Harekâtı `nda Türk Hava Kuvvetleri çok zor durumda kalmıştı. İşte bu yıllarda ülke politikası olarak havacılığa odaklanılmıştı. Bu bir anlamda da meydan okumaydı. `Biz kendi uçaklarımızla uçmalıyız` diyerek ilk tercihimi İTÜ Uçak Mühendisliği `ne yaptım.” diyerek cevaplıyor sorumu. 75 yıllık köklü bir şirket olan THY `nin vizyon oluşturmasına katkıda bulunmuş ve şirketi yukarıya götürmüş kişi olmak ve bu yanımla anılmak isterim.” diyen Kotil `e, “Sizinle çalışmak kolay mıdır?” diye soruyorum, “Kolaydır.” diyor. “Peki, en çok neye kızarsınız?” diyorum, “Çok fazla şeye kızarım ama en çok da laçkalığa.” cevabını veriyor. Temel Kotil `in iddialı ve direngen bir kişiliği var. Bunda babaannesinin öğretilerinin yanı sıra yaşamının ilk 10 yılının geçtiği Rize `nin zor coğrafyasının etkin olduğunu söylüyor.
THY `nin 2007`de kendine koyduğu hedefler gerçekleşti ve şimdilerde de hem Star Alliance `a katılım törenine ve hem de IATA `nın ülkemizdeki genel kuruluna ev sahipliği edecek THY . Neler oluyor?
“Günümüz dünyasında katma değeri en fazla olan ve kaliteli hizmet verdiğinizde en çok kâr edebileceğiniz sektör, yüksek teknolojiyle sunulan hizmetlerdir. Bunların başında da havacılık sektörü gelir. THY olarak bizim de ana hedefimiz ileri teknolojiyle yolcularımıza hizmet vermek.
THY olarak 2007`de 20 milyon yolcu taşımışız. Bu rakam, dünyadaki yolcuların yüzde 1`i ve bu havuzda bizim için sonsuz kadar olanak var demek. Yine 2007 yılında THY olarak 3,7 milyar dolarlık bir ciro gerçekleştirdik. Bu da bir önceki yıla göre yüzde 28, yolcu sayısında da yüzde 16`lık bir artış demek.”
Havayolu taşımacılığında en büyük yatırım uçaklar ve uçaklarda aldığınız kalitenin iyileştirilme çabaları. Kalite standardını tutturan havayolları tercih ediliyor. Böyle bakınca THY de hem yurtdışında başka ülkelere hem de ülkeden yurtdışına yabancı yolcu taşıyor.
“Yolcuların yüzde 60`ı yurtdışına taşınıyor, yüzde 20`si ise yurtiçinden dışarıya uçuyor . Yurtdışından yurtdışına transit sayısı 2007 boyunca 1 milyon kişi olmuş. Bu rakam bir önceki yıldan yüzde 38 daha fazla. Daha önce de söylediğim gibi bu rakamlar küresel pazarın yüzde 1`i. Bu pazardaki değerin tamamını getirdiğimizi bir düşünün. `Peki, bunu nasıl gerçekleştireceğiz?` diye sorabilirsiniz. Küresel marka olmak gerektiğini ve ancak bu biçimiyle daha fazla payın ülkemize geleceğini söyleyebilirim. Asıl heyecan veren kısım da zaten burası. Şu anda 2008`in ilk iki ayında yurtdışına transfer sayısı yüzde 42 artmış durumda. Bu, yolcuları Türkiye `ye getiriyor, yurtiçinde taşıyor ve Türkiye ile hiç ilgisi olamayanları Türkiye `ye getiriyor ve uçaktan uçağa yer değiştiriyoruz demek. Büyüme muhteşem. Büyümenin bir başka nedeni de THY markasının yurtdışındaki olumlu itibarı diyebiliriz.”
Başarıda sürekliliğe inanmak bir gereklilik ise şimdi ne yapmak gerekiyor?
“Bir şirketin büyüyebilmesi için kâr etmesi gerekiyor. Bunun için de talebi oluşturmak gerekir. Bizim yaptığımız işkolunda operasyon kısmı çok önemli. Finansman ihtiyacımızın bir kısmını kendimiz, bir kısmını da dış kaynaklardan sağlıyoruz. Bu biçimiyle riski de azaltıyoruz. Borsa`da devinimli bir şirket olmamız, finans konusunda kolaylık sağlıyor. Diğer yandan Türkiye `nin havacılık vizyonunu da gözden kaçırmamalıyız. Havaalanları birliği ACA , havaalanlarının nasıl performans gösterdiğine bakıyor ve raporluyor. 2006 raporunda Türkiye seyahat olarak yurtdışından Türkiye `ye, Türkiye `den yurtdışına, yurtiçinden yurtiçine 59 milyon seyahat gerçekleştirmiş. Bu rakamla Türkiye dünya sıralamasında 15. oldu. Daha da önemlisi 2007 yılında 70 milyon seyahat olduğunu biliyoruz. Bunun 20 milyonu THY tarafından taşındı. Bu da toplamda Türkiye `nin 2007 raporuna göre 12. veya 13. olabileceğimiz anlamına geliyor. Bunun anlamı Türkiye seyahat edilen bir `destinasyon` oldu demektir. Bana ait olmayan bir sözü, içinde bulunduğumuz dönemi ifade ettiği için paylaşmak isterim. Biliyorsunuz her dönem bir politikayla anılır. Turgut Özal döneminde Türkiye `bilgi toplumu` olarak anılıyordu. Bu dönem için en uygun tanım `havacılık toplumu` olabilir.
Yolcu sayıları öylesine büyük ki, sanki herkes gökyüzünde bir yerden bir başka yere uçuyor . THY açısından baktığımızda her yolcu artı bir demek. Nedir bu uçma eğilimi?
“Uçmak bir ihtiyaç. ABD bunu 60`larda tamamladı. Ulaşım ağını kurdu. Artık komodite haline geldi. Uçaktan daha fonksiyonel başka bir araç yok. Avrupa da bu sürecini tamamladı. Çin `in de etkin bir güç olduğu hava taşımacılığı alanında büyük bir gelişme var. THY `nin büyüme oranı yüzde 16. Bu oranda hem hükümetin vizyonu hem de Ulaştırma Bakanı `nın bizzat desteği var. Özel havayolları projesinin hayata geçmiş olması ve liberalizm, rekabetçi bir pazarın doğmasına neden oldu. THY ve diğer havayolları kendilerine bir çekidüzen verdiler. Havaalanlarında devrim yapıldı. Yap-işlet -devret modeliyle devlet hiç para harcamadan katma değerini özel sektöre açtı.”
Türkiye `nin seyahat edilen bir destinasyon olduğunu söylediniz; ya İstanbul `un bu süreçte değeri nedir ve daha da değerlendirilmesi için neler yapılabilir?
“İstanbul coğrafi açıdan doğal transfer noktası. İpek Yolu da o yüzden buradan geçiyordu. Önümüzdeki yıllarda İpek Yolu `nu havadan yeniden hayata geçireceğiz. Bunun için çalışmamız gerekiyor. Havacılıktaki tanımıyla yan yana iki HUB /Kavşak oluşamıyor. İstanbul `un HAB alternatifi Körfez bölgesi, ancak gelişmiş pazarlara görece uzak kalıyor. İstanbul `un bir diğer alternatifi ise Paris , Frankfurt ve Londra . Ancak onlar da zaten pazarın içinde. Pazarın içinde tezgâh açmak ise olmaz.”
THY , 4 yıldızlı bir havayolu şirketi. 5 yıldızlı olmak bu alanda en önemli statü. Neden mi? Çünkü hizmet kalitesi açısından beş yıldız sizi farklı bir statüye taşıyor. Peki, biz ne zaman beş yıldız olacağız?
“Aslında beş yıldızlı olmak hiç de zor değil. Zor olmadığına bir örnek Hindistan `da bir turizm grubu olan Kingfisher `e ait küçük havayolu şirketinin geçtiğimiz yıl altıncı beş yıldızlı şirket olmasıdır. Beş yıldız için yolcunu mutlu etmek ilk şart. Bu, lüks uçak anlamına da gelmiyor. Çağrı merkezinden uçağa binerken gösterilen güler yüze kadar her şey yıldız almayı etkiliyor . Elbette ikramlar da önemli. Bizim kabindeki politikamız; Batı`nın verimliliğiyle doğunun hizmet kalitesini aynı eksende bir araya getirmek. Artık THY olarak baktığımız hedef, Lufthansa kadar ekstra yolcu almış olmak durumunda. Bugüne kadar yapılanlar THY `nin henüz ilk turunda yaptıkları. Yapacak daha çok iş var.”
THY `deki değişim, teknik bölümün ayrı bir şirket olarak konumlanmasıyla başlamış, büyüme de beraberinde gelmişti. Bu sürecin gerisinde hükümetin verdiği hedef ve moral destek de var. Teknik bölümün yanı sıra THY `de eğitim de markalaşmış durumda. Kurum kendi pilotunu yetiştiriyor ve 18 ay gibi kısa bir süre sonrasında kokpite oturtabiliyor. Şimdilerde bu iç eğitimi başka havayolları da satın alıyor.
“Önemli bir gelir de elde ediyoruz.” diyor THY Genel Müdürü ve devam ediyor, “2003 yılı itibarıyla çalışan başına yolcu sayımız 800 kişiydi. Bu yıl sayı 1.700`e çıktı. Hizmet sektöründe maksimum ve optimum kalite almanın bir verim noktası vardır. Kaliteli olsun dediğimizde ekstra bir çalışanı daha ekibe dahil etmek gerekiyor. Bu da yaklaşık olarak kabin maliyetlerini yüzde 1 yukarı çekiyor. Bir kişi yüzde 1. Ama kaliteyi artırabilmek için bunu yapmak durumundayız. Bu alanlar yolcuyla doğrudan temas noktaları. İkramda kaliteyi artırmak için Formula 1`in aşçısı ile ortak bir şirket kurduk. İkramın kalitesi de yıldız alımını etkiliyor. Yolcu ilk odak noktamız. Yolcunun check-in`den uçağa gelene kadar bir süreç, uçak içinde de bir hizmet alanı var. Asıl referans noktamız da uçağın içi. Yıldız değerlendirilmesinde uçakta geçen zamanın kalitesi, sonucu yüzde 60 etkiliyor. Bu nedenle sürecin bütününü çok iyi planlamak durumundayız.”
Dünya havacılık ticaretinde çok önemsenen bir birlikte iş yapma stratejisinden, Star Alliance `dan* söz edelim.
“Bugün itibarıyla dünyada üç büyük havayolu ittifakı bulunuyor. Bunlar, 1997 yılında kurulan ve Avrupa `da Lufthansa `nın önderliğinde Star Alliance , 1998`de kurulan ve Avrupa `da British Airways `in önderliğini yaptığı Oneworld ve 2000`de kurulan ve Avrupa `da Air France `ın başını çektiği Sky Team . Taşıdığı yolcu sayısını son üç yılda iki katına çıkaran THY , yolcularının artan ihtiyaçlarına da çözüm üretmek amacıyla havayolu ittifaklarıyla işbirliğine gitme kararı aldı. Türk Hava Yolları `nın bir havayolu ittifakına katılımının gerçekleşmesiyle birlikte müşterilerine daha fazla noktaya uçma, ittifaka üye diğer havayollarından mil kazanma, business class ile CIP Lounge `lardan yararlanabilme gibi ayrıcalıklar sağlıyor . Star Alliance ile sözleşme imzaladığımızda diğerleriyle rekabet bitiyormuş gibi gözükse de aslında şimdi başlıyor. Orta Asya `da en güçlü B tipi havayolu THY . Star Alliance `taki diğer havayollarının da katkısıyla bu bölgede ulaşamayacağımız yer kalmıyor demektir. Kazan -kazan modeli.”
Havacılıkta bir başka önemli kuruluş da IATA . Geçen yıl Temel Kotil , IATA Yönetim Kurulu üyesi seçilir. THY İcra Kurulu Başkanı, “THY `nin 2003 yılında başlattığı büyüme IATA `ya davetimizde çok etkili oldu. Küresel potansiyelimiz biliniyor. THY bu girişimlerle havacılık sektörünün 19 kuruluşunun yer aldığı Şampiyonlar Ligi `ne giriyor. İstanbul , 1-2 Haziran 2008 tarihleri arasında IATA Genel Kurul toplantısına da ev sahipliği yapacak. 400 medya kuruluşu da bu kurulu izleyecek. Havacılıkla ilgili herkes İstanbul `da olacak. Bunun sektörel anlamdaki katkısının yanı sıra çok büyük bir reklâm değeri de olacak.” diyor.
Peki bu ligdeki katma değeri nasıl açıklarsınız?
“Havacılıkta kural şudur: Büyük olan bir HUB /Kavşak şehrinden başka bir pazardaki HUB şehrine direkt seferler konur . Frankfurt `tan yola çıkıp, Pekin `e gidiyorken, Lufthansa veya Air Chine ile uçarsınız. Bu iki HUB arasında günde az bir uçuş vardır. Bu nedenle bu pazarda üçüncü bir havayoluna gerek yoktur. Ancak bu kadar uzun uçmak yerine daha kısa bir yolculuk yapmayı seçenlerdenseniz, İstanbul `u HUB olarak seçer , Körfez üzerinden Pekin `e gidebilirsiniz. Biz Körfez bölgesinin mega HUB `ı olmayı istiyoruz. Bir başka örnek ise kıtalararası uçakların daha büyük olması ve daha masraflı olması meselesidir. Türkiye `nin şansı daha az masrafla İstanbul `dan Avrupa `nın her şehrine uçabiliyor olması. Hem doğuya, hem batıya ve hem de kuzey ve güneye uçma noktasında bir merkez olan İstanbul `un bir mega HUB olarak şansı oldukça fazla. İşte yeni İpek Yolu haritası da bu nedenle yine İstanbul `dan geçecek.”
THY geçen yıl genel dünya ortalamasının üstünde bir büyümeye imza atmış, bunun sebebi sizce nedir?
“Daha fazla büyümenin nedeni premium yolcu taşıyoruz ve daha kapsamlı hizmet isteyen yolcu demek. Eğer yeterince ürün sunulabilirse çok fazla ciro da alabilirsiniz demek. 2007 yılında 3,7 milyar dolarlık ciromuzun 2 milyar dolarlık bölümü yurtdışından doğrudan gelmiş. Bu rakama bakarak, küresel pazara hizmet verdiğinizde çok daha fazla pay alabileceğimizi de görüyoruz.”
Ankara `yı da bir ikinci HUB olarak gündeme getiriyorsunuz, neden gerek duydunuz?
“Yeni bir logo, THY hizmet ağı ve personeliyle bir alt markayı, yavru THY `yi hazırlıyoruz. Bu alt marka ile Ankara `dan Türkiye `nin her yerine günlük birden çok sefer yapabilmeyi istiyoruz; çünkü seyrek uçarsanız yolcular sizi tercih etmezler. Ankara `dan temel beklentimiz ise yurtiçinde 31 noktaya yapılan uçuş sayısını artırmak.” diyen Temel Kotil , THY `yi uluslararası işbirlikleriyle üç boyutlu bir biçimde büyütme vizyonuyla hedefe yürüyor.
ZAMAN

